Erdoğan'dan Türk Tabipler Birliği'ne sert tepki!

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin grup toplantısında konuştu. Gündeme ilişkin açıklamalarda bulunan Erdoğan, Türk Tabipler Birliği'ne de tepki söyledi.

Erdoğan'dan Türk Tabipler Birliği'ne sert tepki!
Son Güncelleme: 14 Ekim 2020 Çarşamba 14:58
14 Ekim 2020 Çarşamba 12:53

Partisinin grup toplantısında konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamaları şöyle;

“Sözlerimin hemen başında, geçtiğimiz günlerde darül bekaya uğurladığımız Kilis Belediye Başkanımıza Allah'tan rahmet, ailesine başsağlığı diliyorum.

En son grup toplantımızı 11 Mart tarihinde yapmıştık. Salgın döneminde milletvekillerimizle çeşitlik vesilelerle biraraya geldik. Ancak tüm milletvekillerimizin katılımıyla grup toplantısı yapamadık. Geçtiğimiz hafta Kuveyt ve Katar ziyaretimiz nedeniyle gerçekleştiremedik.

Meclisimiz en verimli yılını geçtiğimiz sene yaşadı. 233 birleşimde 995 oturumda, 27 kanun, 40'ı sözleşme olmak üzere toplam 67 düzenleme Meclisimizde kabul edildi. Yargı reformundan bütçeye, askerlikten sosyal medyaya kadar yeri geldiğinde sabahlara kadar mesailer yapıldı.

Yeni dönemde, önemli işler bekliyor. Milletimizin beklentilerine cevap verecek kanunların hazırlıklarını takip ediyoruz. Komisyonlardan Genel Kurula kadar her birinizden aktif katkı bekliyorum. Vaktimizin ve enerjimizin kahir ekseriyetini burada kullanmalıyız.

Hükümet olarak, milletvekillerimizden gelen tüm talepleri dikkate alıyor, değerlendiriyor, mümkün oldukça olumlu şekilde neticelendiriyoruz. TBMM, kurucu vasfı ve zengin temsil yelpazesiyle ülkemizin ortak vicdanını da temsil ediyor. Bu çatı altında teröre bulaşmaması ve hukuka uygun şekilde söz hakkı vardır. AK Parti bu zenginliğin korunması ve geliştirilmesi için çalışmıştır. Ülkemizin karşılaştığı zorluklar ve meydan okumalar karşısında Meclisimizi hep yanımızda bulduk. Yolumuzu kesmeye yönelik saldırıları, yeni yol ve yöntem arayışları fırsatı haline dönüştürdük. Engelleri birer birer aşmayı başardık. Önümüzdeki dönemde atacağımız adımlarda Meclisimizin desteğine ihtiyacı var.

“Yeni müjdeler geliyor”

Suriye'de yeni insani trajedilere izin vermeyeceğimiz, sınır güvenliğinde geri adım atmayacağımızı dile getirdik. Doğu Akdeniz'de ülkemizin ve Kıbrıs Türklerinin haklarını gözetmeyen hiçbir planın hayata geçme fırsatı olmadığını gösterdik. Yavuz gemimiz bakım için limana yanaştı. Bu gemimizin güvenliğini donanmamız sağlıyor. Oruç Reis gemimiz de bakım çalışmalarının ardından Akdeniz'deki görevine döndü. Barbaros Hayrettin Paşa da çalışmalarına devam ediyor. AB ve NATO'da yürütülen görüşmelerde sözlerini tutmayan Yunanistan ve Rum kesimine hak ettikleri cevabı sahada vermeyi sürdüreceğiz. Son gemi olan Kanuni bakım çalışmalarının ardından Karadeniz'deki görevi için yola çıktı. İnşallah müjdeli haberler bekliyoruz. Fatih Sondaj Gemimizin keşfettiği doğalgaz haberi, milletimizi sevince boğmuştu. Yeni müjdeler geliyor. Cumartesi günü Fatih Sondaj Gemimize giderek hem çalışmaları görecek, hem yeni rezerv miktarını açıklayacağız.

Ekonomik veriler

Küresel ekonomi değerlendirmeleri Türkiye'nin dünyadaki pastadan aldığı payın yükseldiğini vurguluyor. AB içinde üretim ve tedarik konusunda hızlı bir yükselişe geçmiş bulunuyoruz. AB ile aramızdaki sıkıntıları en kısa sürede neticelendirerek, bu olumlu grafiği iyileştireceğiz.

Ülkemizde kimi salgın tedbirlerinden kaynaklanan sıkıntılar yaşandığını unutuyor değiliz. Milletimizin derdi bizim de derdimizdir. Herhangi bir yerde, herhangi bir vatandaşımızın işiyle, aşıyla, eğitimiyle, güvenliğiyle ilgili endişesi varsa bunu gidermek boynumuzun borcudur. Salgının kontrol altına alınmasıyla sorunlar kendiliğinden ortadan kalkacaktır.

Ülkenin ve milletin ortak çıkarları konusunda biraz feraset, biraz ahlak, biraz akıl beklemenin hakkımız olduğunu düşünüyorum. Teröristlerin yanında, zalim rejimlerin arkasında, hasımların diz dibinde yer almaya siyaset diyemeyiz. Milletimiz buna bir isim vermiştir. Muhalefet adına konuşanların çoğu zaman hezeyana varan açıklamalarına gerektiğinde zaten cevap veriyor. Meydanı ülkenin istikrarını bozmak, kaostan istifade etmek isteyenlere bırakmayacağız. Sinsi oyunlarına gelmeyeceğiz. Ülkemiz siyaseti geleceğinde, karşımızdakilerin ne dediği, ne yaptığından ziyade bizim duruşumuzdur. AK Parti ve Cumhur İttifakı'nın kaderiyle ülkemizin kaderi bütünleşmiştir. Üstlendiğimiz tarihi sorumluluğa uygun şekilde mücadele vermek zorundayız.

Kongre süreci

Kongre sürecimizi de bu hakikate uygun şekilde yürütüyoruz. İl kongrelerimize de başlıyoruz. Haftasonu Şırnak'ta olacağım. Ardından Kayseri, Malatya, Van, Samsun, Kahramanmaraş ve Kocaeli il kongrelerinde milletimizle kucaklaşacağız. 3 Kasım'da 1 milyon yeni üye kampanyamızı 81 ilde 1 milyon fidan dikerek taçlandıracağız. Ankara'daki bu programda 7 ilimize de canlı bağlantı yapacağız. Akraba, aşiret değil. Geniş kapsamlı yaklaşımla, kucaklayıcı anlayışla teşkilatımızı oluşturmamız lazım. Sizlerden bu anlayışla bakmanızı istirham ediyorum.

Türk Tabipler Birliği'ne sert tepki

Meslek kuruluşlarının artık sürdürülemez hale gelen çarpık yapısıdır. Barolarla ilgili yaptığımız kanun değişikliğiyle önemli adım atmıştık. Türk Tabipleri Birliği başta olmak üzere, ne zamandan beri terörle iç içe olanlar Tabipler Birliği gibi bir kuruluşun başına geçebiliyor? Bunun adı demokratik bir yaklaşım değildir. Terör örgütlerinin STK'lara el koymasıdır. Sağlıkta attığımız adımlar ortada. Bu hükümetin en başarılı olduğu alanlardan birisi sağlık. Fiziki altyapısıyla, görmediği yatırımları yapan bu hükümete hala çirkin yaklaşımlar içinde bulunmak kabul edilebilir değildir. Şehir hastanelerimizle, eğitim araştırma hastanelerimizle çok farklı bir dönemi yaşıyoruz. Bunlar buralardaki görevlerini yerine getirmiyor ama hakareti yapıyorlar. Biz bunlara hastalarımızı nasıl teslim edeceğiz? Teröristten bu beklenir mi? TTB başta olmak üzere meslek kuruluşlarındaki sorunlar da tahammül edilemez seviyeye ulaşmıştır. Anayasa'ya aykırı faaliyet içindedir. "Çoklu baro" gibi çalışmayı burada da yapmalıyız. Cumhur İttifakı olarak bu çalışmayı başarılı bir şekilde yürüteceğimize inanıyorum.

Uzun zamandır küçük ama örgütlü klikler tarafından kontrol edilen bu birlikte kuruluş amaçlarından sapmışlardır. İnsanları acımasızca katletmekten ormanları yakmaya, çocukları kaçırmaktan kadınlara tecavüze kadar bir terör örgütünü savunmak meslek örgünün görevi olamaz. Kendi devletinin sınırlarını güvenlik altına almaya yönelik harekatları itibarsızlaştırmak bir meslek kuruluşu görevi olamaz.

Azerbaycan'a saldırılar

Azerbaycan'ı hedef almak bir meslek kuruluşu görevi olamaz. Şu anda Azerbaycan'daki kardeşlerimiz topraklarını işgalden kurtarmanın peşindeyken, ana muhalefetten ciddi ses çıktığını duydunuz mu? Şimdi görüşme talebine Azerbaycan olumsuz yanıt veriyor. Benim topraklarımda 100 bin civarı Ermenistan kökenli Ermeni var. Biz onlara olumsuz bir tavır takınmadık. Onlar bizim Azeri kardeşlerimin topraklarını işgal ederek, Azeri kardeşlerimi ötelediler. Şimdi verilen mücadele nedir? Biz topraklarımızı istiyoruz. Minsk 3'lüsü, hala oyalama taktiğiyle bu işi geçiştiriyor. Versenize işgal altındaki toprakları. Kendi topraklarında ne yapacaklarsa yapsınlar. İşgal altındaki bu toprakları oyalama değil, sahiplerine vermektir. Bir müzakere 30 yıl sürer mi?

Bizi arayanlar, 'Suriye'den mücahitleri oraya gönderdiniz' diyorlar. Böyle bir şey yok. Biz Azeri kardeşlerimize her türlü desteği vereceğiz. Minsk 3'lüsü içindekilerin verdiği desteği niye konuşmuyorsunuz? Fransa'dan Rusya'dan gelen silahları niye konuşmuyorsunuz? Onların kendi topraklarında işi var, oraya gitmezler.

Hocalı katliamı da bunlardan birisidir. Milletin değerlerine savaş açmak bir meslek kuruluşunun görevi olamaz. Hükümetin her yaptığına karşı çıkarak, siyasetin en çirkef halini sergilemek bir meslek kuruluşu görevi olamaz. Anayasa maddesi açık. Dünyadaki uygulamalar ortada. Hangisinde meslek kuruluşlarının terör örgütlerini destekleyebileceği yazıyor? Türkiye'nin bu ayıptan kurtulmasının vakti gelmiştir. Şimdi bu Tabipler Birliği ile alakalı Odalar Borsalar Birliği ile ilgili atılan adım neyse, süratle her düşüncenin yer aldığı tabipler birliğini oluşturmamız lazım. Hepsi için bu çalışmalar yapılmalı. Süratle bu adımı atmalıyız. Diğer partiler katılır katılmaz ayrı konu. Vakit kaybına tahammülümüz yok. Önce meslek kuruluşlarıyla ilgili düzenleme, sonra tek tek Meclisimiz harekete geçmelidir. MHP grubuyla da istişare halinde gereken hazırlıkları süratle istiyorum. Bütçenin hemen ardından Meclisimizin ilk işi bu olmalı. Türk ve Türkiye ismini hak etmeyen bu meslek kuruluşlarından bu imtiyazları almalıyız. Türk Tabipler Birliği ifadesindeki Türk ifadesi bunlara yakışmıyor, zaten nefret ediyorlar. Hekimleri bir avuç örgütlü fanatiğin insafına bırakamayız. Kimsenin patırtısına aldırmadan ülkemiz ve milletimiz için en doğrusu neyse hayata geçireceğiz."

AYM üyesinin ‘Işıklar yanıyor’ paylaşımı

AK Parti Grup Toplantısı sonrasında gazetecilerin gündemine ilişkin sorularına cevap veren Cumhurbaşkanı Erdoğan, AYM Üyesi Engin Yıldırım’ın sosyal medya paylaşımının sorulması üzerine, “Demek ki, tartışmalı herhalde bir tweet attı, tartışmalı bir tweet attığı için de tartışılır hale geldi. Burada özellikle bireysel bir tweet olarak bunu değerlendirmek doğru olmaz. Çünkü bütün ‘çalışıyoruz, ışıklarımız yanıyor’ ifadesiyle zaten bir bütünü ifade eden, adeta bir kolektif yapıyı ifade eden bir yaklaşım burada söz konusu. Çok talihsiz bir açıklama, bu talihsiz açıklamayı keşke yapmamış olsaydı. Kaldı ki, bir üyenin üzerine böyle bir şey düşmezdi. AYM üyesinin adeta böyle bir sürecin içerisinde farklı bir şekilde yer alması, adeta bir siyasete soyunmuş olması, çok arzu ediyorsan bu işi istifa edersin, gelirsin siyasetin içine girersin, siyasetin içinde bunu da, bundan daha ötesini de söyleme şansını da yakalarsın” diye konuştu.

AYM Üyesi Engin Yıldırım’ın yanlış anlaşıldığı yönündeki açıklamasının hatırlatılması üzerine Erdoğan, “Bunu AYM Başkan ve heyeti düşünmelidir. Ortada böyle bir tablo varsa gereğini de onlar yapmalıdır” ifadelerini kullandı.

İstanbul’daki yerel mahkemenin AYM’nin kararını uygulamama yönündeki kararına yönelik görüşlerinin sorulması üzerine Erdoğan, “O tamamen yargının kendi içinde sürdürdüğü bir süreçtir. Geçmişte de bunun örneği Şahin Alpay ile ilgili vardı. Yerel mahkeme karar vermek suretiyle böyle bir adımı atmıştı, demek ki atabiliyor böyle bir adımı, yerel mahkeme bu kararı vermek suretiyle atabileceği bir adımı atmıştır” açıklamasında bulundu.

 

Yorumlar