Güllüoğlu: Mutlaka üç ayrı çanta hazırlamalıyız!

AFAD Başkanı Dr. Mehmet Güllüoğlu Habertürk'ten Kübra Par'ın sorularını yanıtladı. 

Güllüoğlu: Mutlaka üç ayrı çanta hazırlamalıyız!
Son Güncelleme: 30 Eylül 2019 Pazartesi 21:38
30 Eylül 2019 Pazartesi 21:33

İstanbul'da geçen hafta gerçekleşen deprem, devlet ve toplum olarak yeni bir depreme ne kadar hazırlıklı olduğumuz sorusunu gündeme getirdi.  AFAD Başkanı Dr. Mehmet Güllüoğlu Habertürk'ten Kübra Par'ın sorularını yanıtladı. 

İşte o sorular ve yanıtlar.

KÜBRA PAR: Öncelikle siyasi polemik var. İlk hazırlık toplantısı yapıldığında İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu ikinci toplantıya çağrıldı mı, çağrılmadı mı? Siz de toplantıda bulunananlardan biriydiniz

Dr. MEHMET GÜLLÜOĞLU: Konu siyasi tarafa kaydı. Perşembe akşamı Cağaloğlu'ndaki valiliğin içinde bulunan AFAD'da kalabalık bir heyette ilk toplantımızı yaptık. Toplantıda depreme karşı yapılanlar, hem de ertesi gün, Cuma günü İstanbul'un afetlere hazırlığının gözden geçirmesini kararlaştırıldı. İlk toplantıda sayın Ekrem İmamoğlu vardı. Sayın Fuat Oktay, "İkinci toplantımız Hasdal'da olacak" dedi. "Yarın bu konuların her birini detaylarını uzun uzun konuşacağız, herkes hazırlık yaparak gelsin" dedi. Birkaç kişinin kendi aralarında konuşmasından bahsetmiyoruz. 'Yarın saat 10.00 İstanbul Hasdal'da AFAD binasında buluşmak üzere' denildi. 'Diğer toplantıda buluşmak üzere' denilerek ayrıldı. Keşke gelseydi.

İkinci günkü toplantıda 1. Ordu Komutanı da vardı. Birileri telefonla çağrılmış. Acaba İmamoğlu davet mi bekledi?

GÜLLÜOĞLU: Daha önce bu toplantıların benzeri yapıldı. Ya Büyükşehir Belediye başkanlarımız ya da genel sekreterler katılmıştı. İnsanların başka programları da olabilir. Sonradan siyaseten bu tartışma konusu yapıldı. Depremin ertesi günü yapılan toplantıya büyükşehir belediye başkanının gelmesi beklenirdi. İstanbul uzunca bir süredir 5.8 bir deprem gelmiyor. Keşke gelseydi, çünkü İstanbul Büyükşehir Belediyesi çok önemli ortak. Orada ilgili arkadaşlar, temsilciler vardı.

Biz bölüm müdürleri katılacak zannettik, iki temsilcimizi gönderdik deniyor...

GÜLLÜOĞLU: Üst düzey yönetim temsilcilerinden biri olan İBB Genel Sekreter Yardımcısı da oradaydı. Sonradan 'davet edilmedi' şeklinde polemik yapılması gerçekten üzücü. Birinin duymama ihtimali olan bir çağrı veya talimat değildi o. Cumhurbaşkanı Yardımcımız bizzat 'yarın buluşmak üzere' diye toplantıyı kapattı. Belki katılmamayı tercih etmiş olabilir.

Kendisi böyle söylemiyor ama biz o toplantıya gelelim. Ne konuşuldu?

GÜLLÜOĞLU: Afetlere hazırlığın aşamalarını, bugün neredeyiz, neler yapmamız lazım.

Toplantıdan net olarak hangi kararlar çıktı?

"İSTANBUL'DA MEVCUT KAPASİTEYE DESTEKLER GELECEK"

GÜLLÜOĞLU: Afetin afetten önce ve sonra diye yönetim aşamaları vardır. Afet olduktan sonra müdahale ve sonrasında iyileştirme dönemi vardır. Afetlerden önce hazırlık ve ondan önce de risk azaltma dönemi vardır. 26 tane çalışma grubu ve sorumluları var. Kiminde Karayolları Bölge Müdürlüğü, Sağlık Müdürlüğü gibi. Müdahale planı çok önemli. Afet sonrası oluşacak kaosu bu plan engelliyor çünkü. Kimlerin yapacağı tanımlanmış durumda.

İki toplantıdan sonra siyasiler ve siz bürokratlar ne tür net kararlar aldınız? Somut kararlar var mı?

GÜLLÜOĞLU: Hasar tespitinin nasıl yapılabileceği tartışıldı. Sağlık konusundaki ambulanslarımız, olası ihtiyaçlar tartışıldı.

Bundan daha şiddetli deprem olursa, İstanbul'da yeterli ambulans var mı? Hastanelerin durumu ne? Sizin gezici sağlık ekipleriniz var mı?

GÜLLÜOĞLU: Ambulans sayısı, motorize ekip sayısı, sahra hastane sayısı, olası yaralılar, olası yaralılara müdahale edecek insan sayısı değerlendiriliyor. Merkezi iradeden gelecek olan insan kaynağının daha geniş planlanması. İstanbul'da mevcut kapasite var. Ancak bu kapasiteye destek neler gelecek. Destek illerden gelecek insan kaynağının önceden gelip burada çalışmış olması.

Böyle bir felaket olduğu anda insan gücümüze ihtiyacımız olabilir. Bunun için de diğer şehirlerden takviye gerekebilir. Ama o şehirlerden gelecek insanların burada tatbikat yapması lazım...

GÜLLÜOĞLU: Aynen öyle... Ulaşım, hasar tespiti konusunda ihtiyaç analizi. Esasında felaket senaryosu çalışıyoruz. Bunun detaylarıyla her biri sorumlu kuruluş üzerine düşeni planladı mı onlar konuşuldu. İlgili her bir kuruluş kendi mevcut kapasitesini, ihtiyacı ve aradik farkı nasıl kapatabiliriz, bunu anlatmaya çalıştı. Bu toplantıları ilk defa yapmıyoruz. Benzerlerini İçişleri Bakanım sayın Süleyman Soylu'nun katılımıyla da yaptık.

Sizce Türkiye, İstanbul özelinde depreme hazır mı?

GÜLLÜOĞLU: Bu soruya çok muhatap oluyoruz. Afetlere hazırlık nedir? Afetler altyapıyı etkiliyor. Suyu, kanalizasyonu, şebekeleri, elektriği, işyerlerini, fabrikaları, barajları, hastaneleri, okulları etkiliyor. En nihayetinde konutları etkiliyor. AFAD'ın tek başına hazırlık kapasitesini arttırmış olması ülkenin tamamında hazırlığını tamamlamış olması anlamına geliyor. Her bir evin, her bir vatandaşın hazır olması. Japonya'da her bir evin, vatandaşın, işyerinin bir değişim gerçekleştirdiğini görüyoruz.

Şili'de deprem meydana geldi. Oradaki vatandaşlar ne yapmış? Bizim vatandaşlarımız ne yapmış? Çok çarpıcı görüntüler ekrana geldi. Şili'de halkın 6.8'lik depreme verdiği tepki ile İstanbul'daki panik net ortada...

GÜLLÜOĞLU: Geçen Denizli Bozkurt'ta deprem oldu. Denizli'de çocuklar sakince tenis masasının altına girdiler. O çocuklar daha önce eğitim almışlardı. 12 milyondan fazla kişiye ulaştık, afet eğitimleri verdik. Deprem, sel, heyelanla ilgili. Demek ki daha fazla insana bu eğitimleri daha fazla ulaştırmamız lazım.

Bir plan yaptınız mı? Eğitim kampanyası başlayacak mı?

"DEPREM ANINDA İLK YAPACAĞIMIZ İŞ HACMİ KÜÇÜLTMEK"

GÜLLÜOĞLU: Afetlere Hazırlık Yılı kampanyası başlattık. Toplumda bir kültür değişme mesajı. Okullar ve MEB bizim en önemli ortaklarımızdan bir tanesi. Bizzat göstererek, kitaptan okur gibi değil. Yazın öğretmenlerimize verilen öğretmenlere tekrar afet eğitimi verildi. Bu sene tekrar çocuklara daha aktif bir şekilde verilmesi sözkonusu. Yaralanan vatandaşlarımız ya koşarken, ya bir yerden atlamaya çalışırken yaralanan kişiler. Eğitim kısmını bizim çok daha fazla geliştirmemiz gerekiyor.

Deprem anında ne yapılmalı? Az sonra deprem olsa ne yapacağız?

GÜLLÜOĞLU: Herhangi bir afet anında, başta deprem olmak üzere ilk yapacağımız şey sakin kalmak. O panik hali insanı öldürüyor aslında. Merdivene koşmalar, bir yerden atlamaya çalışmalar. Hacmimizi küçültmemiz lazım. Deprem binayı sallama gücüne sahip enerji oluşturuyor. İki dizimizi yere koyacağız, bir elimizde kafamızı tutuyoruz. Bu bir masa olabilir, tutunabileceğiz ne varsa....

Beyaz eşyaların yanında mı?

GÜLLÜOĞLU: Üzerimize düşebilecek şeyler tehlikelidir. Seri tedbir almamız lazım. Eşyaların sabitlenmesi, dolaplara kilit yapmak.

Buzdolapların kapılarının açılması, yere dökülmesi, bunlara tahliye esasında basma riski...

GÜLLÜOĞLU: Sallanabilen avize, televizyon var mı? Özellikle deprem açısından birinci şart, binanınz sağlam mı? Uzun uzun konuşmamız gereken konu bu. Ev halkı olarak bu konuyu konuştuk mu? Afet planımızı yaptık mı? Anne, baba, çocuk kimler varsa. O eve özel plan yapmamız gerekiyor. Evde bir sürü şey konuşuluyor ama bu konu da konuşulması gerekiyor. Koridorda koşmalar zarar veriyor. Herkes olduğu yerde sakin kalıp hacmi küçültecek. Acil telefon numaralarını çocuklara öğretmemiz gerekiyor. 112 mesela. Binanın sağlam olmasından birey olarak benim ve inşaat firmaları ve belediyelerin denetimleri sorumlu. Çocuğa 112 öğretmek şart. İlk yardım bilmek. Afetlerde özellikle kıymetli. Basit müdahalelerin yapılamamasıyla afetten zarar gören insanların arttığını görüyoruz. Toplanma alanlarını evde konuşacağız. 'Bize en yakın toplanma alanı şurası' diye çocuklarımıza öğreteceğiz. Baba ya da anne işte. Bizim nerede buluşacağımızı biliyor olacağız.

Yeterince toplanma alanı var mı yok mu? 1999 depreminden sonra birtakım toplanma alanlarının imar izni verilerek imara açıldığı konuşuluyor

GÜLLÜOĞLU: Toplanma alanı nedir barınma alanı nedir? 1999'da toplanma ve barınma alanı 470 küsur yer belirlenmiş. İlçe belediyeleri ve büyükşehir belediyeleri belirliyor. Bu alanlar değişmez alan değil. Belediye burayı ilana açabilir ama başka yerde yapar. Son yıllarda bütün ilçe belediyelerine yazılar yazdık, tüm Türkiye'ye yazdık. Topluma ilan ettik. Bunlar 'gizli bilgi' diye dolaşıyordu. Niye gizli bilgi olsun. Toplanma alanlarını yerel yönetimler belirliyor. Toplanma alanı ne işe yarayacak? Buralar barınma alanı değil, buluşma alanı olan yerler. Burada çok geniş barınma alanları planlıyoruz.

Yeterli barınma alanı var mı?

GÜLLÜOĞLU: İstanbul'un birçok noktasında çok geniş alanlar var. Barınma alanları geniş alanlar. Oraların barınma alanı olarak kullanılması planlanıyor ve altyapı hazırlıkları yapılıyor.

Şu an hazır değil miyiz?

GÜLLÜOĞLU: Barınma alanı olarak fazlandırılmış çalışmalar var. İlk başta afetin büyüklüğüne göre insanları ilk olarak bu alanlarda, çadırda barındırmayı planlamıyoruz. Oteller, devlete ait barındırabilecek yerler, okulları planlıyoruz. İstanbul'da binlerce okul ya yıkılıp yeniden yapılandırıldı ve güçlendirildi. Fay hattından dolayı etkilenmesi muhtemel yerler belli. İstanbul'da fay hattına yakın ve uzak olan yerler. Okulların bahçeleri hem toplanma, binalar barınma alanı olarak kullanılabilir.

"2 BİN 864 ALAN BELİRLENDİ, 130 CİVARINDA BARINMA ALANIMIZ VAR"

İnsanlar o anda psikolojik korku, depresyon ve panik yaşıyorlar ki, 'şu bina çok sağlamdır' deseniz bile, pekçok insanın deprem görmüş okula girmekten imtina edileceğini zannediyorum

GÜLLÜOĞLU: Korku dediğimiz şeyi korku yönetemezsek, İstanbul'da 15 milyon insan var. Afete hazırlığın en önemli kısmı sağlam bina. 'Ben sağlam binada oturuyorum' diye kulaktan dolma bilgiler değil, 'benim binam sağlam' noktasına gelmemiz gerekiyor. Kentsel dönüşüm o yüzden önemlidir diyoruz. Barınma alanlarındaki planlama kısmını da orada çadırı hazır bekletmiyoruz. Buraya kurulabilir, zemin olarak uygun mu ona bakıyoruz.

Kaç alan var böyle? İmamoğlu 77 tane kaldığını söyledi. Sizden net rakamları duyabilir miyiz

GÜLLÜOĞLU: 2 bin 864 alan belirlenmiş durumda, 7 bin okul ve bahçesi var. Barınma alanı olarak ise 130 civarında alanımız farklı büyüklerle, binlerce metrekarelerden oluşan.

Bir iki örnek verir misiniz?

GÜLLÜOĞLU: Beykoz Çayırı mesela. Stadyum yanı, İspark yanı, büyük park yanı, mahallelerde inşaat yapılmamış olan boş geniş alanlar. Üniversite arazileri. Millet bahçeleri. Bunlar geniş alanlar ve eğer barınma ihtiyacı olursa, vatandaşlarımız binaya girmek istemiyorum derse onlar için planladığımız alanlar.

Bugün ben İBB Sözcüsü Murat Ongun'u aradım. Binlerce toplanma alanı olduğunu söylüyor hükümet dedim. Ongun büyük toplantı alanlardan bahsediyoruz dedi. Sizin 2 bin 850 civarı...

GÜLLÜOĞLU: Onlar toplanma alanları.

Bugün için uygun olup olmadığını İBB'de bundan önceki yönetim çalışma başlatmış. Yaklaşık 859'unun toplanma için elverişli olduğunu belirlemiş.

GÜLLÜOĞLU: Biz diyoruz ki, ey ilçe belediyeleri bu alanların standartlarını değiştirin. Bazen elinde arsa oluyor, oraya belediye tesisi planlıyor. Hayır burada ihtiyaç var diyoruz. Bazı ilçelerimiz bina yoğunluğu çok fazla. İstanbul'un yoğun nüfusu ve binasıyla bir sorunu var. Kentsel dönüşüm çalışmaları o yüzden. Bu şehrin sorunları var. Afetler önemli ve hayat memat kurumları olduğu için bundan etkileniyor. Nasıl sosyolojik sorunlar, trafik, ekonomik problemler oluşuyorsa bunların kriz anında etkisi daha büyük oluyor. 100 yıl boyunca İstanbul'da yaşanan birçok sorun var. Afetler konusu da bunda yüzleşilen bir alan. Nitekim haberleşme konusu. Niye böyle bir sorun ortaya çıktı. İnsanlar birbirini aramaya çalıştı ve bu teknoloji bunu kaldıramadı.

Doğalgaz, elektrik, su, kanalizasyonda eksik var mı?

GÜLLÜOĞLU: İyi yapılanlar var eksiklikler var. 1999'dan bu yana yapılan iyi şeyler var ama bu bitmeyecek bir süreç. Japonya'da tsunamiden dolayı 20 bine yakın insan öldü. ABD tayfun ve kasırfadan etkileniyor. Bizde İGDAŞ, elektrik idarelerin çalışmaları var. Ekip sayıları, ekiplerin ulaşma oranları gibi atılmış birçok adım var. Afetler hangi ülke olursa olsun, yüzleşmediğiniz zaman bilmeyeceğiniz şeyler. Bizim rolümüz plan yapmak ve vatandaşlara kazandırmak.

Tatbikat planlanıyor mu?

GÜLLÜOĞLU: Onlarca tatbikat yapılıyor, haberli ve habersiz olarak. Ulusal tatbikatlar var. Biz ulusal ölçekte büyük bir afetin denemesini planlıyoruz. Habersiz tatbikatlarda bir ile gidiyoruz, İstanbul'da dahil 'Sayın Vali birkaç dakika sonra afet oluyor, bakalım' diyoruz. MEB'in okulları yenilemesi, hastanelerin yenilenmesi. Kenstel dönüşüm bu konularda parametrelerin en önemlisi. Kentsel dönüşümü başarmamız gerekiyor. Afet yönetimi için gerekiyor.

"YEREL VE MERKEZİ YÖNETİM İLE İLGİLİ BİRİMLERİN SORUMLULUĞU"

AFAD Başkanı olarak bize toplanma ve barınma alanlarına kefilim, yeterli alanımız olacak diyebiliyor musunuz?

GÜLLÜOĞLU: Yeterli toplanma ve barınma alanımız olacak, standartları arttırmamız gerekiyor

Ne kadar süre?

GÜLLÜOĞLU: Bu yerel yönetimlerden gelecek. AFAD koordinatör kuruluş. Milli Eğitim Bakanlığı okulları yenilemezse afetlere hazır olamayız. İnsanlar hastalandığında suçu sağlık bakanlığında bulabilir mi? Kamunun da sorumlu olduğu vazifeler var. Özel okul, özel hastane sahibi binayı yenileyecek. Toplanma konusunda her belediyenin hazırlık yapması gerekir. Altyapı konusunda herkes üzerine düşeni yapmalıdır. Televizyonların, gazetelerin katkısından tutun herkese görev düşüyor. Ben üzerimdeki vazifemin ve sorumlulğun bilincindeyim. Ben tıp doktoruyum aynı zamanda. Nasıl hastalanmada suçu kamu kurumuna atamazsanız, afetler konusunda bireyin, yerel yönetimin, merkezi idarenin, ilgili birimlerin sorumululuğu vardır.

20 yıl geçti önceki depremin üzerinden. Hepimiz vergiler ödedik. Aradan geçen zamanda neler yapıldı? 

GÜLLÜOĞLU: AFAD kuruldu. AFAD'ın kurulması üç ayrı genel müdürlük birleştirilerek oldu. Hem devlete, Kızılay'a olan eleştirilerden bir tanesi buydu 1999'da.

Felaket anında insanlara verilebilecek doğru malzemeler hazır mı?

GÜLLÜOĞLU: Hazır. Bakımları yapılıyor. Depoya koydum ve bekledi değil. Ömrü bitenler yenileniyor. Onun haricinde Van depremindeki harcamalar, ara depremindeki harcamalar gibi büyükr başlıklar var. 12 milyon kişiye afet eğitimi verildi. Temmuz ayında AFAD gönüllülük sistemini duyurduk ve çalıştırmaya başladık. Deprem yönetmelikleri yenilendi. İki defa deprem yönetmeliği geldi. Daha önceki yönetmelikte beton kalitesi, demirle ilgili standdartlar geriydi. Artık kalitesi belli kuvvetli beton kullanmak zorundasınız. Düz demir kullanamazsını, kaliteli, yivli demir kullanmak zorundasınız. Sırf demirin cinsi bile binanın kuvvetini arttırıyor. Yapı denetim sistemi geldi. Öyle bir çalışıyor ki, istediğiniz binaya girip ahbap-çavuş ilişkisiyle ruhsatı alamazsınız.

Arada durduk yere binalar çöküyor... Kartal örneğinde olduğu gibi...

GÜLLÜOĞLU: 1999 öncesindeki binalar daha çok korktuğumuz binalar. 1999 sonrası binalar daha güçlü. 3 yıl boyunca 7 akademisyen, AFAD'da uzmanlar çalıştı. Kuzey Anadolu Fay Hattı, Doğu Anadolu Fay Hattı, Ege'deki fay kırığı deprem tehlikesini anlatıyor, bu haritada neyin hazır olması anlatıyor.

Miktad Kadıoğlu 'gelin deprem seferberliği ilan edelim' dedi...

GÜLLÜOĞLU: Deprem seferberliği diye hukuki bir karşılık yok. Ancak Cumhurbaşkanlığımızdan ilgili bakanlıklara 'ne gerekiyorsa yapın' diye talimat verilmiş durumda. İstanbul'da ivedi olarak planlamanızı yapın dendi. Şu an Türkiye'nin her yeri izleniyor. 1056 deprem istasyonu ile saniye saniye izliyoruz. 20 yılda çok mesafe kat edildi. Ama yapmamız gereken çok iş var.

Deprem çantasında ne olmalı?

"MUTLAKA ÜÇ AYRI DEPREM ÇANTASI HAZIRLAMALIYIZ"

GÜLLÜOĞLU: İçinde standart malzemeler, kişiselleştirilmesi gereken malzemeler var. Sırt çantası olmasını öneriyoruz. Temel hijyen malzemeleri, radyo, el feneri, yedekleri ile beraber piller, yaz, kış giyecekleri, bozulmayacak biskuvi gibi besinler, bebeğiniz varsa bebek malzemeleri, kronik hastanız varsa birkaç kutu ilaç. Önemli evrakların bir kopyası su geçirmez malzemenin içinde saklamak. Bu sadece evde değil, işte, arabada olmasını öneriyoruz.

Yani üç yerde...

GÜLLÜOĞLU: Evet işte, evde, arabada. Bunun hazırlanması bizim için önemli. Tapu, ruhsat, ehliyet fotokopisi gibi kişisel şeylerin olması gerekir. Bunu ait olan kişilerin hazırlaması gerekir. İlkyardım hayatın her alanı için çok önemli. Çantamızda radyo, piller, not defteri. Radyo hala kıymetlidir, kolay bir iletişim aracıdır, telsizler bizim için hakeza önemlidir. Bizim iletişimiz kopmadı, ya uydu telefonu ya da telsiz iletişimimizi devam ettirdik. Özellikle radyo topluma yönelik iletişimde önemli bir araçtır. Umarım sağlam binanın altını fosforlu kalemle çizelim. En önemlisi sağlam binadır.

Bu içeriğimize de göz atabilirsiniz clear_all

Yorumlar