Babacan: Aynı hayali paylaşıyoruz

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan ve Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu basın toplantısında bir araya geldi.

Babacan: Aynı hayali paylaşıyoruz
Son Güncelleme: 7 Ekim 2021 Perşembe 16:24
7 Ekim 2021 Perşembe 16:02

DEVA Partisi ve Saadet Partisi Genel Başkanları Ali Babacan ve Temel Karamollaoğlu ortak basın toplantısında buluştu.

Temel Karamollaoğlu ve diğer partililerle birlikte DEVA Partisi Genel Merkezi'ni ziyaretinin ardından iki lider basın toplantısında konuştu.

İlk olarak söz alan Ali Babacan'ın açıklamalarından satır başları şu şekilde:

Maalesef ülkemiz kötü bir dönemden geçiyor. Çoklu krizle karşı karşıyayız. Her alanda sıkıntılar büyüyor ve ortaya çıkan problemlerin çözümüyle alakalı da herhangi bir çözüm yolu yöntemi malesef görünmüyor. Bütün bu sorunların çözülmesi için çok detaylı bir çalışma ortaya konulması gerekiyor.

Bu problemlerini kökenine baktığımızda tabii ki şu andaki ülkemizin yönetim sistemi. Taraflı, partili bir cumhurbaşkanının, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemiyle ülkeyi yönetmesinin getirdiği pek çok sorun var. Ama bir devletin en önemli varlık sebebi olan adaletin, hukukun gerilemesi şu anda ülkemizin karşı karşıya kalması en büyük sorunlardan bir tanesi.

Kuşkusuz sistem değişikliği önemli. Saadet Partisi de bizim gibi parlamenter sisteme geçilmesini savunan bir siyasi parti ve biz Saadet Partisi'yle beraber 6 partinin olduğu bir masadayız şu anda. Burada tüm hazırlıklar masaya konulmuş durumda.

Farklı partilerin üzerinde çalıştığı, olgunlaştırdığı hazırlıklar var. Buradaki hedef kuşkusuz bütün bu çalışmaların mümkün olduğunca ortak, tek bir çalışma haline getirilmesi. En azından ilkeler, değerler, amaç konusunda bir ortak noktaya gelinmesi. Bunu önemsiyoruz. Çünkü vatandaşlarımızın karşısına mümkün olduğunca uzlaşılmış, geniş bir toplumsal ve siyasal mutabakat zemini oluşmuş bir parlamenter sistemle çıkarsak çok daha iyi sonuç alacağımızı düşünüyoruz.

Tabii, Saadet Partisi'yle sadece 'Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem' çerçevesi değil çok farklı konularda yakın bir iş birliği istişare sürecimiz var.

Sadece bizler sık görüşmüyoruz aynı zamanda çalışma arkadaşlarımız da oldukça sık bir araya geliyorlar. Biz bundan çok çok mutluyuz. Ülkemiz için aynı hedefleri benimsemiş, dünyanın gidişatıyla alakalı aynı kaygıları taşıyan, vatandaşlarımız için 'nasıl bir Türkiye hayal ediyorsunuz' diye baktığımızda aynı hayali, hedefi paylaşan iki siyasi partinin işbirliği yapması çok kıymetli.

'UZAK YAKINLAŞTI SAYILIR'

Babacan'ın ardından söz alan Karamollaoğlu ise siyasi partilerin bir araya gelerek ortak çalışmasının önemine değindiği konuşmasında şu ifadeleri kullandı:

"Sayın Babacan, eskiden beri tanıdığımız, sevdiğimiz bir kardeşimiz. Uzun yıllar siyasette fiilen aktif rol aldı. Ama bir noktadan sonra 'Biz böyle yola devam edemeyeceğiz' kanaatiyle ayrılıp kendi siyasi partilerini kurdular.

Partilerin farklı olması yerine göre Türkiye için zenginliktir elbette. Ama çözüm yollarında bir araya gelip yeni fikirlere oluşturmak, yeni adımlar atabilmek çok daha önemli.

Ülkemizin şu anda yaşadığı problemler sayılamayacak kadar çok. Sayın Cumhurbaşkanı bu problemlerin varlığını pek kabullenmiyor ama insanlarımız yaşayarak bunu görüyor. Bu problemlere çözüm de ancak istişarelerle ortaya konabilir.

Adalet olmadan bir ülkede huzur olmaz. Adalet; barışı, fikir, düşünce, inanç hürriyetini teminat altına almak için özellikle gereklidir.

Ama bu da yetmez. Ekonomik yönden de ülkemizde yaşayan insanların bütün ihtiyaçlarının karşılanması insanca yaşayabilecek imkanların onlara kavuşturulması gerekir.

Bu noktalarda hamdolsun bir ihtilafımız yok. Bir takım görüşmeler yapılıyor. Bu görüşmelerle esas artık uzak yakınlaştı sayılır. Yarı yolu geçtik. Seçimler nihayet önümüzdeki bir buçuk sene içerisinde yapılacakmış gibi bir manzara var. Seçim Kanunu'nda bir takım değişiklikler AK Parti tarafından geçirilecekse bunların tatbikata konması için Anayasa'ya göre en bir sene geçmesi lazım. Bundan dolayı da önümüzdeki senenin sonundan itibaren seçim ihtimali gündeme gelecek. En geç 6-7 ay içinde de seçimler gerçekleşecek.

Bugünkü şartlar altında parlamenter sisteme geri dönülmesi; En azından Meclis'in aktif hale getirilmesi için, hem kanun yapma görevini yerine getirmesi hem de hükümeti denetleme imkanına kavuşması yönünden çok büyük önem arz ediyor.

'MUĞLAKLIĞA FIRSAT VERMEMEK İÇİN HAZIRLIKLAR YAPILIYOR'

Şu anda maalesef denetlenemeyen bir irade ile karşı karşıyayız. Bugünkü başkanlık sistemine başından beri itiraz ettiğimiz nokta buydu.

Tamamen eskiye dönmeden parlamentoyu güçlü ve etkili kılmak ama bir partinin tek başına iktidar olamaması durumunda muğlaklığa fırsat vermemek için bir takım hazırlıklar yapılıyor.

Bu çalışmalara dair genel fikirlerimizi dile getiriyoruz hem de partiler arasında bir takım görüşmelerle fikirlerimizin biraz daha tekamül etme yolunu da arıyoruz."

'ELİNİ SABUNLAYIP MESELEDEN ÇEKİLMEK OLMAZ'

İki parti lideri konuşmalarının ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı.

FOX haberden Fırat Irmak Ticaret Bakanı Mehmet Muş'un girdi maliyetlerinin fiyatlara yansıdığını kabul ederek serbest piyasaya müdahale edemeyecekleri yönündeki beyanları ve cumhurbaşkanı Erdoğan'ın işçilerin hayatlarında memnun olduğu yönündeki sorularına cevap veren Ali Babacan şu şekilde konuştu:

"Girdi maliyetleriyle alakalı tablo oldukça kötü. Evet, dünyada da enflasyon sorunu var. Ama bu nasıl bir enflasyon sorunu? Yüzde 0'larda olan enflasyonun maksimum yüzde 3-4'e çıkması sorunu. Enflasyon yüzde 4'e çıktı diye ne yapmalıyız, tedbir almalı mıyız' diye bunun tartışmasını yapıyor dünya. Bizdeki tablo TÜİK'in resmi rakamlarına inanıyorsak; tüketici fiyatlarındaki enflasyon yüzde 19, üretici fiyatları yüzde 43 dolayısıyla bambaşka bir enflasyon dünyası var Türkiye'de. bütün suçu günahı dünyadaki enflasyona bağlayıp, elini sabunlayıp meseleden çekilmek olmaz. Türkiye'deki enflasyonun ana kaynağı döviz kurlarındaki artıştır. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi başladı başlayalı 4 döviz kuru atağı yaşadık. Bu nasıl bir ortam oluşturdu Türkiye'de? Hem faizlerin, hem kurun, hem de enflasyonun arttığı bir ortam oluşturdu. Şu anda Sayın Cumhurbaşkanının elinde her türlü yetki var. Tek imza ile alamayacağı hiçbir karar yok. Yıllarca dedi ki 'Ben faize düşmanım. Bana bütün yetkiyi verin faizle, enflasyonun nasıl düşürüleceğini size gösteririm' dedi. Millette yetkiyi verdi. 3 sene 3 ay oldu, Merkez Banka faizi şu anda Avrupa'nın hala en yüksek faizi. Üstelik Merkez Bankası faizini yüzde 1 düşürdüler, Hazine'nin borçlanma faizi yüzde 1,5 arttı. Hazine'nin toplam borcuna bakın onun üzerine yüzde 1,5 faiz eklendiğini düşünün sonuç ortada. Merkez Bankası faizini düşürünce devletin borçlanma maliyetinin yükselmesi de manidar bir sonuçtur. bunların da takdirini halkımız kuşkusuz yapıyor.

'EKONOMİ SORUNUNU HALLETMEK İÇİN HUKUK VE ADALETTEN BAŞLAMAK GEREKİR'

Şu anda Türkiye'nin karşı karşıya kaldığı durum kötü yönetimdir. Hangi ülke olursa olsun, sorunların çözümü için ehil bir yönetim gerekir, istişare gerekir, ortak akıl gerekir. Ekonomi ile ilgili sorunların çözülmesi için önce hukuk ve adaletten başlamak gereklidir. Siz önce zemini sağlamlaştıracaksınız. hukuk, adalet olacak, iyi işleyen bir demokrasi olacak, ehliyet, liyakat olacak. O zemin üzerine sağlan bir ekonomi inşa edebilirsiniz. Şu anda ağızlarıyla kuş tutsalar hukuk e adalet konusunda, insan hakları konusunda yapılması gerekenleri yapmazlarsa asla ekonomide beklenen sonuç oluşmaz.

'ERDOĞAN VE CUMHUR İTTİFAKI'NIN TEKRAR SEÇİLMESİ ZOR GÖRÜNÜYOR'

İşçilerin ve memurların hayatlarından memnun olduğunu söyleyen Sayın Erdoğan'a çağrımız hakikaten çarşıya, sokağa çıksın, insanların arasına biraz karışsın, emeklilerle şöyle bir kahvede bir sohbet etsin ama önceden ayarlanmış programlar değil. Emeklilerimize bir sorsun hayatlarından memnun olup olmadığını emeklilerimizin, işçilerimizin, memurlarımızın kendisi söylesin.

Ortak sorunumuz ney? Sabit gelirlerimizin tamamının maaş artışının resmi enflasyona göre yapılıyor. Resmi enflasyon yüzde 19. Halbuki hayatın gerçek enflasyonuna bakarsak en az yüzde 40-50 gibi artışlar var. Onu bırakın TÜİK'in açıkladığı gıda enflasyonu bile yüzde 30'larda. Makyajlaya makyajlaya bu kadar düzeltebiliyorlar rakamları. Sabit gelirli vatandaşlarımızın geliri ancak resmi enflasyon kadar arttırılıyor ama çarşıda pazarda bir gerçek enflasyon var.

3600 ek gösterge meselesi bu hükümetin çok önceden verdiği bir taahhüt. Buyursunlar çözsünler ellerinden tutan yok.

Yapılan araştırmalara baktığımızda hem de sahaya baktığımızda bir sonraki seçimlerde Sayın Erdoğan'ın ve Cumhur İttifakı'nın tekrar seçilmesi zor görünüyor. Artık aday mı değiştirirler yoksa politika mı değiştirirler bilemem."

'PROBLEM YOK' DERSENİZ ÇÖZÜM ZATEN MÜMKÜN OLMAZ'

Karamollaoğlu ise şu değerlendirmelerde bulundu:

Sadece bir ülkede değil bir şirkette bile bir sorunun çözülebilmesi için ilk önce onun varlığının kabul edilmesi icab eder. Siz problem yok derseniz çözüm üretmek zaten mümkün olmaz. Çnkü öyle bir çabanız yok.

'Ben bilirim' dediğinizde uzman aramazsınız. Siz biliyorsunuz, uzmana ne ihtiyaç var? İşte o zaman hapı yutarsınız tabiri caizse. Ha bunun tayinin yapan değil millet hapı yutar. onun için biz şunu söylüyoruz adalet önemli ama onun yanında liyakat da önemli.

Bir doktor önce teşhis eder, kendi ihtisasının dışında bir problem varsa ihtisası olan arkadaşını çağırır. Türkiye'nin problemleri bundan dolayı bu sistemle çözülemez.

Hangi partide şimdiden milletvekillerinin kim olacağı çalışması yapılıyor mu? Daha fol yok yumurta yokken tabiri caizse muhalefet adayını belirleyelim. Niye? Çünkü aday belli olurda önümüzde uzun bir dönem var biz onun canına okuruz mantık bu. Kavga şimdiden çıksın. ben bunun tamamen suni bir gündem oluşturma çabasından olduğunu düşünüyorum.

Yorumlar