31. Yılında Çernobil Patlaması

26 Nisan 1986'da SSCB'de bulunan Çernobil Nükleer Santrali'nde patlama meydana geldi. Patlama sonucu yayılan radyasyon sadece bölgeyi değil, Türkiye'nin de içinde bulunduğu çevre ülkeleri de etkiledi. Hala etkileri görülen patlamada yaşananları ve sonuçlarını sizler için derledik.

31. Yılında Çernobil Patlaması
Son Güncelleme: 7 Şubat 2019 Perşembe 13:05
26 Nisan 2017 Çarşamba 18:00

Çernobil, Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği (SSCB) döneminde, 1970 yılında açılmış bir nükleer santraldi. Dönemin Sovyetler Birliği’nde, günümüzde ise Ukrayna'nın kuzeyinde bulunan bu santralde dört aktif reaktör vardı.

25 Nisan günü, dördüncü reaktör rutin bir bakıma girdi. Teknisyenler olası bir güç kesintisine karşı bir deney yapmaya karar verdiler.

src="/resimler/images/cernobil-nukleer-kazasi-astrolojik-analiz.jpg"

26 Nisan 01:23'te deneye başlandı. Yaklaşık bir dakika sonra deney için devre dışı bırakılmış güvenlik sisteminden ötürü reaktörde önlenemeyen çekirdek tepkimeleri gerçekleşti, ısı ve enerji yükseldi. Oluşan basınçla birlikte reaktörün tonlarca ağırlıktaki çatısı havaya uçtu. Tesiste çalışan 31 kişi hayatını kaybetti.

src="/resimler/images/2(10).jpg"

SSCB ilk günlerde konuya dair hiçbir açıklama yapmadı. Zira Soğuk Savaş dönemiydi ve 1986’da dünya komünizm ile kapitalizm arasında bölünmüş, Avrupa’ya demir perde inmiş, Berlin duvarı Almanya’yı ikiye bölmüştü. Böylesi bir haberin yayılması komünizmin temsilcisi SSCB’nin uluslararası siyasetteki konumunu zedeleyebilirdi.

src="/resimler/images/3(7).jpg"

Ancak patlamanın saklanması çok uzun sürmedi. Çünkü radyasyon, Hiroşima ve Nagazaki'ye atılan atom bombalarından tam 200 kat daha etkiliydi. Ayrıca Avrupa'da radyasyon düzeyinde hızlı artışın tespit edilmesinin yanı sıra radyoaktif bulutlar da bölge ülkelerinin üstüne çökmeye başlamıştı. Dönemin SSCB lideri Gorbaçov, kazayı açıklamak zorunda kaldı ve uluslararası toplumdan yardım istedi.

src="/resimler/images/hqdefault.jpg"

Radyasyondan yoğun olarak etkilenen 30 kilometre çapındaki alan belirlenerek bu bölgelerden 135.000 insan uzaklaştırıldı ve yaşam alanları boşaltıldı. Reaktör binası 410.000 m3 çimento ve 7.000 ton çelik kullanılarak gömüldü. Binanın altı betonla kaplandı. 

src="/resimler/images/bu.jpg"

Besin maddeleri başka bölgelerden getirildi ve radyasyon bulaşan yiyeceklerin tüketimi yasaklandı. Çeşitli tanı merkezleri kuruldu.

5.300.000 insana, radyoaktif iyodun tiroid bezi tarafından alımını mümkün olduğunca engellemek için potasyum iyodür tabletleri dağıtıldı.

src="/resimler/images/img_6104(1).jpg"

Ukrayna’da 18.000 km2’lik tarım topraklarının yanı sıra mevcut ormanların yüzde 40’ı (toplam 35.000 km2) kirlendi.

src="/resimler/images/kiev-and-chernobyl_1_the-lost-city-near-chernobyl-kiev.jpg"

Patlama sonrası bölgeye gelen ilk kişiler itfaiye yetkilileri oldu. Mide bulantısı ve kusma ile, itfaiye erlerinin çoğu görevini yapamaz hale geldi. Önemli bir kısmı hayatını kaybetti. Santral'e sevk edilen ve temizlik faaliyetlerinde bulunanların da büyük bir çoğunluğu, hayatını kaybetti. Öyle ki 1 yıl içinde çalışmalara katılan 4000 kişi hayatını kaybetti.

src="/resimler/images/40d5882951dbbb709714619c943e7708.jpg"

SSCB enkazın temizlenmesi için askerleri görevlendirmekteydi. Ancak bölgede 3 dakika kalmak demek bir insanın hayatı boyunca alabileceği radyasyonu bir anda alması demekti. Dolayısıyla kimse bölgeye gitmek istemiyordu. SSCB askerlerine şöyle bir seçenek sundu: ya iki sene Afganistan’da savaşacaklar ya da 3 dakika Çernobil kazasının olduğu bölgede kalıp emekli olacaklardı.

src="/resimler/images/surprisingly_chernobyl_is_actually_a_tourist_city_640_01.jpg"

Patlamanın üstünden 31 yıl geçse dahi bölgede hala radyasyon oranı çok yüksek. Öte yandan kazadan en çok etkilenen ülkelerin Ukrayna, Rusya ve Belarus olduğu belirtilmekte. Zira 2004 yılına kadar bu ülkelerde 18 yaş altı 4000 çocukta tiroit kanseri vakası görüldüğü belirtildi.

Öte yandan bilim insanları, Çernobil kazası sonrası kanser vakalarının giderek arttığını belirtiyor. 30-60 bin insanın patlama nedeniyle kansere yakalandığı, yayılan radyoaktifin ise yalnızca küçük bir kısmının yayıldığı söylenmekte.

HAYALET ŞEHİR PRIPYAT

Çernobil nükleer tesisinde çalışanlarının yaşadığı Pripyat şehri ise kazadan sonra ‘ölü şehir olarak adlandırıldı. Dönemin önde gelen yerleşim birimlerindendi. Zira SSCB’nin ekonomik kısıtlamaları tüm ülkeyi etkilerken Pripyat bir istisnaydı.

Şehir, facianın ardından 2 gün içinde binin üzerinde otobüsle acilen boşaltıldı. 

Bilim insanları Primyat’ın 900 yıldan önce yaşanabilir bir yer olamayacağını söylüyor. Zira günümüzde buradaki radyasyon düzeyi normalin 20-40 kat üzerinde. Tüm radyoaktif kalıntıların temizlenmesi içinse 48 bin yıl geçmesi gerek.

TÜRKİYE’YE ETKİLERİ

Trakya ve Karadeniz kıyılarında normal koşullarda 8–10 microröntgen/saat olan radyasyon düzeyi; kazadan 10 gün sonra 30–40 microröntgen/saat düzeyinde ölçüldü.

Bir hafta sonra Edirne'de yağan yağmurdan dolayı TRT su birikintilerinin kullanılmaması ve hayvanların otlatılmaması uyarısında bulundu. 

3 Eylül günü Avrupa ülkeleri radyasyonlu olduğu gerekçesiyle Türkiye'den fındık alımını durdurdu. 

28 Kasım günü Hollanda Sağlık Bakanlığı Türk çayında yüksek oranda radyasyon var açıklamasında bulundu. Bir gün sonra açıklama yapan Çay-Kur genel müdürü "Çayda radyasyon var" iddialarını "batı tezgahı" olarak nitelendirdi. Müdürlük çay kaynatıldığında radyasyonun 5-6 kat düştüğünü iddia etti. 

14 Aralık günü Federal Almanya, Türkiye'den alınan 13 ton çayı iade etti. 

Kasım 1987'de TAEK depolarında 60 bin ton çay olduğunu iddia etti. 

Ağustos 1988'de depolanmış çayın 40 tonu imha edildi.

Radyoaktif bulutların Trakya'ya ve ardından Doğu Karadeniz'e ulaşması Türkiye için 'Çernobil' felaketini başlatıyordu. 

TÜRKİYE’DEN OLAYLA İLGİLİ AÇIKLAMALAR

Dönemin Cumhurbaşkanı Kenan Evren, 'Karadeniz'e bir damla mürekkep düştü diye Karadeniz kirlenir mi?' açıklamasında bulundu.

Dönemin Başbakanı Turgut Özal ise, 'Radyoaktif çay daha lezzetlidir' dedi.

Türkiye Atom Enerjisi Başkanı (TAEK) Prof. Dr. Ahmet Yüksel Özemre "Olay mevzii bir olay; Türkiye'ye ulaşsa bile etkilemez" dedi. Ancak yaklaşık iki hafta sonra radyoaktif bulutların Türkiye'ye ulaştığı ve radyasyon oranının 7 kat arttığı açıklandı.

 src="/resimler/images/ekbjiifn.jpg"

Dönemin Sanayi ve Ticaret Bakanı Cahit Aral ise televizyonda çay içerek çayda radyoaktif etkiler olmadığını kanıtlamaya çalıştı. Aral, konuya ilişkin olarak, 'Gazeteciler geldi, ellerinde radyasyon ölçme cihazı var. Para çıkarıp çay aldırdım. Masanın üzerine torba torba koyduk, aleti getirdim hiçbirinde alarm vermedi. Bir televizyon getirttim. Açtırdım ve ona doğru yürümeye başladım. Cihaz ötmeye başladı. Televizyonun yaydığı radyasyon daha fazlaydı' diye konuştu.

 

Yorumlar