Erdoğan'dan koronavirüs mesajı: Türkiye bu salgın sürecinden çok daha güçlenerek çıkacaktır

Cumhurbaşkanımız Erdoğan, "Allah'ın izniyle Türkiye bu salgın sürecinden çok daha güçlenerek çıkacaktır. Milletin sıkıntısını siyasi ikmal kapısı olarak gören muhterislere aldırmadan, salgınla mücadelemize devam edeceğiz" açıklamasında bulundu.

Erdoğan'dan koronavirüs mesajı: Türkiye bu salgın sürecinden çok daha güçlenerek çıkacaktır
Son Güncelleme: 11 Nisan 2021 Pazar 15:16
11 Nisan 2021 Pazar 15:08

Cumhurbaşkanımız Erdoğan, Demokratlar Birliği Heyeti, Kadın Kolları ve Gençlik Kolları MKYK Üyelerine hitap etti. Erdoğan'ın konuşmasının satırbaşları şöyle:

"Son 1 yıldır, koronavirüs salgını sebebiyle insanlık olarak sancılı, sıkıntılı günler geçiriyoruz. 3 milyon insanın hayatına mal olan salgın dalgalar halinde yayılmaya devam ediyor. Allah'tan tüm insanlığı bu musibetten kurtarmasını niyaz ediyoruz. Tamam diyerek sloganlaştırdığımız, temizlik, maske ve mesafe kurallarına riayet ederek bu hastalığın üstesinden geleceğiz. Allah'ın izniyle Türkiye bu salgın sürecinden çok daha güçlenerek çıkacaktır. Milletin sıkıntısını siyasi ikmal kapısı olarak gören muhterislere aldırmadan, salgınla mücadelemize devam edeceğiz.

"Eski Türkiye ile yeni Türkiye arasındaki fark"

Bu tür önemli hadiselerin küresel ölçekte değişimlere yol açtığını görüyoruz. Dünya sisteminde kırılmalara sebep olacak yeni bir dönemin kapılarını aralayacaktır. Türkiye bu sürece en hazırlıklı giren ülkelerden birisidir. 2020 yılında elde ettiğimiz yüzde 1,8'lik büyüme oranı bunun en önemli işaretidir. Son 1 yıldaki tecrübelerimizin eski Türkiye ile yeni Türkiye arasındaki farkı açıkça ortaya koyduğuna inanıyorum. Türkiye'nin örnek başarısı yurt dışındaki vatandaşlarımız tarafından daha iyi görülüyor.

Krizin başından bu yana 142'den 100 bini aşkın vatandaşımızı Türkiye'ye getirdik. Paylaşmanın bereketine, dayanışmanın gücüne inanan bir millet olarak ihtiyaç sahiplerine sırtımızı dönmedik. 157 ülke ve 12 uluslararası kuruluşa yardım göndererek Türk milletinin ali cenaplığını gösterdik.

"Avrupa'da 6 milyon insanımız var"

Avrupalı Türkler, 1960'lı yıllardaki misafir işçi kimliğini geri bıraktılar, o iş bitti. Bugün Avrupa genelinde 6 milyon insanımız var. Bir dönem sadece işçi, emekçi olarak çalışan kardeşlerimiz artık iş dünyasından ticarete, eğitimden akademiye geniş bir yelpazede varlık gösteriyorlar. Avrupalı Türklerin yaşadıkları ülkelerin hayatına daha fazla katkıda bulandıklarını görmekten gurur duyuyoruz.

Türklerin ötelendiği, dışlandığı, sadece belli mesleklere hapsedildiği günler artık geride kaldı. Sizlerin başarısı, bizim başarımızdır, milletimizin başarısıdır. Çok ciddi mücadeleler verdik. AK Parti olarak, tüm dünyada yaşayan vatandaşlarımızın oy kullanma hakkını kendilerine kazandıran biz olduk. Bizden öncekiler lafını yaptı.

Uğur Şahin ve Özlem Türeci hocalarımızın yakaladıkları başarı, kendilerine destek olunması ve fırsat verilmemesi halinde insanlarımızın neler yapabileceğini göstermiştir. Bu tür iyi örnekler diğer göçmen topluluklara da cesaret aşılamaktadır.

"İslam düşmanlığı istismar aracına dönüştü"

Avrupalı Türkleri hala 1960'ların dar kalıplarına sıkıştırmaya çalışanlar, diaspora gerçeğini kabullenmek istemiyorlar. İslam düşmanlığı bu hazımsızlığın birisidir. İslam modelleri de bu hastalıklı bakış açısının yansımalarından biridir. İslam düşmanlığı batılı siyasetçilerin başarılarını örtmek için istismar aracına dönüşmüştür.

Dış politikada başarısızlığa uğrayan, içeride sıkışan siyasetçiler bu kifayetsizliklerini şahsıma ve Müslümanlara saldırarak kamufle etme çabasındadır. Birkaç gündür süren tartışmalar bunun örneğidir. Irkçı dalgadan sadece Türkler değil diğer toplum kesimleri de mağdur oluyor.

Bir dönem ülkemizde olduğu gibi Avrupa'da da kamusal alan, özel alan kurnazlığı üzerinden Müslüman hanımların hakları gasp edilmektedir. Başörtülü kadınların iş bulabilmesi, sosyal alanda özgürce yer alabilmesi ciddi anlamda sınırlandırılmıştır. En acı olan da bize demokrasi ve insan hakları konusunda ders verenlerin kendi ülkelerinde insan haklarının çiğnenmesine alkış tutmasıdır.

"Göreviniz sıradan bir görev değil"

Uluslararası Demokratlar Birliğini bu kutlu ve zor mücadelenin vasıtası olarak görüyoruz. Göreviniz sıradan bir görev değil. Dayanışmada bulunarak, haklarını almak ve savunmaktır. Birlik kuruluşundan bu yana Avrupa'daki kardeşlerimizin, soydaşlarımızın hukukunu savunma konusunda önemli bir sivil toplum örgütü konumuna yükseldi. Ancak, önümüzde halen kat etmemiz gereken ciddi bir mesafe bulunuyor.

Türkiye'nin rekorlar ve başarılarla dolu son 19 yılına kadınlar ve gençlerle damgamızı vurduk. Türkiye genelinde yaklaşık 11,5 milyon üyemiz var. Bunun içinde 1 milyon gencimiz, 5,3 milyon kadın üyemiz var. 6,5 milyonun üstü ana kademenin diğer üyeleri var. Bütün illerimizde bu üye kayıt kampanyaları devam ediyor. 2023'e kadar bu kampanyalarımız yoğun bir şekilde devam edecek.

Cumhuriyetimizin 100'üncü yılını kutlayacağız 2023'e yine sizlerle beraber yürüyoruz. Avrupalı Türklerin, dininden, kültüründen kopmadan huzur içinde yaşaması sizin vereceğiniz mücadeleye bağlıdır. Sizlerden ülke ve millet olarak bizim de Avrupalı soydaşlarımızın beklentisi büyük. Sizler politikalarını belirlerken, BM kürsüsünden 'Dünya 5'ten büyüktür' diye hak talep eden bir ülkenin evlatlarısınız. Şu anda savunma sanayinde, diplomaside, terörle mücadelede destanlar yazan, İHA'lar, SİHA'lar ile dünyada savaş paradigmasını değiştiren bir ülkenin evlatlarısınız.

"Gavur kılıcını sallayanları gördükçe üzülüyoruz"

Sizler yurt dışında kendiniz, aileniz, ülkeniz ve milletiniz adına tarihi bir duruş sergilerken biz de içeride benzer bir duruş sergiliyoruz. Medeniyetimizin yükselişini hazmedemeyenlerin saldırılarını göğüs geriyoruz. Ancak güya bize muhalefet yapmak adına Türkiye Cumhuriyeti Devleti Kimliğine sahip olduğu halde gavurun kılıcını sallayarak gelenleri gördükçe üzülüyoruz. Türkiye'nin son 8 yıldır yaşadığı her hadise bu sinsi oyunun bir parçasıdır. Bunca siyasi, sosyal, ekonomik, psikolojik saldırının üstesinden gelmeyi başardık.

CHP Türkiye karşıtı her senaryonun içinde yer alarak yalan, yanlış ve iftira ürünlerini tekrarlayarak kendisine yeni misyon oluşturmaktadır. CHP, kime ne duymak istiyorsa onu söyleyen, seviyesizliği, lümpenliği siyasetinin merkezine yerleştirmiş bir yapı haline dönmüştür. Bu çukur ve bataklık siyasetinden kendimizi uzak tutmaya çalışıyoruz. Ancak yalan ve iftiranın dozu öylesine artıyor ki bunlara cevap verme mecburiyetinde kalabiliyoruz.

Dün Ukrayna Cumhurbaşkanı ile İstanbul'da bir araya gelerek toplantımızı yaptık. Aynı mesele bir önceki gün Rusya Devlet Başkanı Sayın Putin ile yaptığımız görüşmede ele aldığımız konulardan biriydi. İki ülkenin aralarındaki anlaşmazlıkları müzakere ile çözmelerini istiyoruz. Önceki gün Beykoz Cam ve Billur Müzesi'nin açılışını gerçekleştirdik.

Yorumlar