Kuduz tanısı konulan küçük çocukla ilgili son durum açıklandı: Çok kritik

Bitlis'te kuduz bir köpek tarafından ısırılan ve tedavisi, Ankara'da, Hacettepe Üniversitesi'nde devam eden küçük çocuğun son durumuyla ilgili açıklamada bulunan Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Çocuk Enfeksiyon Hastalıkları Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Cengiz, "Çocuğumuz 21 Ekim'den beri yoğun bakım ünitesinde takip ediliyor, solunum cihazına bağlı." dedi

Kuduz tanısı konulan küçük çocukla ilgili son durum açıklandı: Çok kritik
Son Güncelleme: 4 Kasım 2022 Cuma 14:58
4 Kasım 2022 Cuma 14:53

Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Çocuk Enfeksiyon Hastalıkları Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ali Bülent Cengiz, yaptığı açıklamada, Bitlis'te sahipsiz köpeklerin ısırdığı ve kuduz şüphesiyle Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesine kaldırılan 2 çocuğun sağlık durumu ve bu hastalığa karşı alınabilecek önlemler hakkındaki bilgileri paylaştı.

"ÇOCUKLARDAN BİRİ TABURCU OLDU"

AA'da yer alan habere göre hastaların ekim ayı içinde hastaneye sevk edildiğini anımsatan Cengiz, "Çocuklarımızdan biri dün taburcu edildi. Kuduz hastalığına ait bir bulgu çıkmadı, temas sonrası aşıyla koruma sürecini tamamlamak üzereyiz, bir aşısı kaldı" bilgisini paylaştı.

"BEYNİN ETKİLENDİĞİNE DAİR BULGULAR VAR"

10 yaşındaki diğer çocuğun ise ısırıldığının geç fark edildiğini ve hastaneye geldiğinde ısırılma yerinde yanma, karıncalanma, karın ağrısı, su korkusu gibi kuduz hastalığı bulgularının başladığını vurgulayan Cengiz, "Çocuğumuz 21 Ekim'den beri yoğun bakım ünitesinde takip ediliyor, solunum cihazına bağlı. Sıvı tedavisiyle destekleniyor, kan basıncındaki yükselme ve düşüşler engellenmeye çalışılıyor. Uyutularak ağrı kesici veriliyor. Beynin etkilendiğine dair önemli bulgular var, durumu çok kritik" diye konuştu.

"MUCİZEYE GEREKSİNİM DUYULAN BİR HASTALIK"
Prof. Dr. Cengiz, dünya literatüründe şu ana kadar kuduz olup yaşayan 15-17 arasında vaka bulunduğuna ve bu kişilerin bir kısmında aşı olurken kuduz geliştiğine dikkati çekerek, "Bu nedenle kuduz, gelişen kişilerde yaşamaları için mucizelere gereksinim duyulan bir hastalık, ne yazık ki" ifadesini kullandı.

"KUDUZ, SİNİRLERE ULAŞMADAN DURDURULMALI"
Kuduzun erken müdahale edildiğinde önlenebilir bir hastalık olduğunun altını çizen Cengiz, şöyle konuştu:

"Kuduz hastalığı, ısırılmadan hemen sonra başlamıyor, kuluçka dediğimiz bir süre var. Virüs önce ısırılma yerindeki kas dokusunun içinden sinir uçlarına giriyor ve oradan günde 1-2 santim kadar ilerleyerek beyne, omuriliğe ulaşıyor. Beyine ulaşmasıyla birlikte tekrar vücuttaki tüm sinirlere iletiliyor ve dokuları, organları etkiliyor, felç durumu gelişebiliyor. Bu nedenle hastalık sinirler içinde yayılmadan, virüs orada çoğalmaya başlamadan sürecini durdurabilirsek hastalığı önleyebiliyoruz."

"YARAYI TEMİZLEYİP SAĞLIK KURULUŞUNA GİDİN"
Prof. Dr. Cengiz, köpekler tarafından ısırılma, nadiren kedi tarafından tırmalanma veya kuduz bir hayvanın salyasının bir insanın göz, ağız bölgesine, derisinde yara veya çizik olan bir bölgesine temas etmesi gibi risklerde, ailelerin izlemeleri gereken adımları şu sözlerle anlattı:

"Böyle bir durumda yara yerinin çok iyi temizlenmesi lazım. Özellikle basınçlı, tazyikli su ve sabunla yara bölgesinin temizlenmesi gerekiyor. Ardından evde bulunan alkol içeren antiseptikle o bölge tekrar temizlenmeli ve en yakın sağlık kuruluşuna başvurulmalı.

Tüm bunlar ne kadar erken yapılırsa o kadar iyi. Hastalık vücuda girdikten genelde 1-3 ay sonra gelişiyor ama birkaç gün içinde semptom gösterenler olabildiği gibi 19 yıl sonra gelişen hastalığı da görebiliyoruz. Bu nedenle kuduz riskinin önlenmesi için ısırık fark edildiği an yara temizliğinin yapılması ve mümkün olan en kısa sürede sağlık kuruluşuna başvurulması gerekiyor."

"ISIRIK VE SIYRIKLARA DİKKAT EDİN"
Kuduz riski bulunup sağlık kuruluşlarına başvuran kişilere, virüsün sinirlere ulaşmasını engellemek için hızla aşı uygulamasının yapıldığını anlatan Cengiz, aynı zamanda ısıran hayvanın izlenmesinin de önem taşıdığını dile getirdi.

Prof. Dr. Cengiz, kuduzun tedavisinde aşının yanı sıra doku kayıpları, deri yaralanmalarında "immunoglobulin" denilen hazır antikorların da hastaya verildiğini belirterek, "Aileler, çocuklarının vücudundaki diş izlerine, ısırıklara ve sıyrıklara karşı dikkatli olmalı. Çünkü bazen çocuklar yaşadığı durumu anlatamayabiliyor. Aile bir şüphe yaşıyorsa bile sağlık kurumuna başvurmalı" diye konuştu.

"250 BİN RİSKLİ TEMAS VAR"
Türkiye ve dünyadaki kuduz görülme sıklıklarına ilişkin de bilgileri paylaşan Cengiz, şunları kaydetti:

"Ülkemizde yılda yaklaşık 250 bin kuduz riskli temas oluyor. Sağlık Bakanlığımız bu aşıları ve serumları ücretsiz olarak uyguluyor, hastaların takipleri yapılıyor. Dünyada yılda yaklaşık 36 bin kişi kuduz nedeniyle kaybediliyor, bunlar Asya ve Afrika ülkelerinde. Sağlık Bakanlığı verilerine göre, ülkemizde de yılda 1 veya 2 kuduz vakası görülüyor. Kuduz virüsü vücuda girmiş olsa bile erken uygulanacak önlemlerle, aşı ve serumla bu öldürücü hastalığı önleyebiliyoruz. Bu açıdan dikkatli olunması önem taşıyor."

Cengiz, kuduzla mücadelenin hayvanlara kötü davranılması anlamına gelmemesi gerektiğini de vurgulayarak, "Hayvanlara kötü davranılması, eziyet, işkence yapılmasına kesinlikle karşıyız. Biz insan sağlığı üzerinden korunma yöntemlerini anlatıyoruz, hayvanlara olumsuz eylemlerin ise karşısındayız." ifadelerini kullandı.

NE OLMUŞTU?

Bitlis'te bir çocuk 5 hafta önce bir köpeğin saldırısına uğradı. Ailesine köpeğin ısırdığını söylemeyen çocukta hastalık belirtileri ortaya çıktı.

Yapılan tetkikler sonrası 12 yaşındaki çocuğa kuduz teşhisi konuldu.

Yine aynı ilçede kuduz olduğundan şüphelenen bir çocuk da önlem amaçlı tedavi altına alındı. Çocuklar Ankara'ya Hacettepe Tıp Fakültesi'ne sevk edildi. 

Kuduz teşhisi konulan çocuk şu anda yoğun bakımda tedavi altında. Isırılan diğer çocuğun testlerinde ise kuduz bulgusuna rastlanmadı.

Yorumlar