Cumhurbaşkanı Erdoğan: Bağdadi'nin eşini yakaladık

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi'nde konuştu. "İlk kez açıklıyorum" diyerek öldürülen DEAŞ lideri Ebubekir Bağdadi'nin eşinin de tarafımızdan yakalandığını açıkladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Bağdadi'nin eşini yakaladık
Son Güncelleme: 6 Kasım 2019 Çarşamba 16:26
6 Kasım 2019 Çarşamba 15:51

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD'nin terör örgütü DEAŞ lideri Ebubekir Bağdadi'ye yönelik operasyonun ardından "ilk kez açıklıyorum" diyerek Bağdadi'nin eşinin yakalandığını söyledi. Erdoğan, "Bağdadi kendini tünelde imha etti. Biz de hanımını yakaladık. İlk defa bugün açıklıyorum. Kız kardeşini, eniştesini bunları yakaladık. Bu noktada çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Şu anda terör örgütüyle verdiğimiz mücadele güçlü bir şekilde yürütülüyor" dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi 70'inci yıl töreninde konuştu.

"Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi'nin kuruluşunun 70'inci yıldönümünü tebrik ediyorum. Ülkemizin en köklü yüksek din öğretimi kurumu olan fakültemiz, önemli bir müktesebata sahiptir. Başlı başına bir markadır. Tüm farklılıklarıyla bir ekol olan fakültemizin gelecekte de aynı ayırt edici vasfını sürdüreceğine inanıyorum. 100'e yakın din öğretimi veren kurumumuz vardır. Ülkemizde ilahiyat eğitiminin gelişmesinde emeği geçen herkesi şükranla yad ediyorum. Bu kurumları daha da geliştirmek, ileriye taşımak için çalışmalarımızı sürdüreceğiz.

"Öğretmen bulmada sıkıntı yaşıyoruz"

Türkiye'de ilahiyat ve imam hatip eğitiminin yaygınlaştırma sebebini çok acı bir tebessümle hatırlıyoruz. Bir imam hatipli olarak çocuklarımızın imam hatip kapısında neler çektiğini bilen bir baba olarak bunları yaşadık. Cumhurbaşkanınız olarak sizlere bir ricada bulunacağım; bir niçin ilahiyat mezunları gerek imam hatip okullarında gerekse diğer liselerde öğretmenlik için görev almada tereddütler yaşarlar. Öğretmen bulmada sıkıntı yaşıyoruz. Nedense ilahiyat mezunları öğretmen olmaya gayret etmiyor. Birçok imam hatiplerde Kur'an derslerinin boş geçtiğine şahidim. Tercihli bir sistem getirdik. İsteyenler siyer-i nebi alabilir, isteyenler Kur'an-ı Kerim dersine girebilir. İlk yıl bir teşebbüs oldu ama azalma var. Hoca bulmakta sıkıntı var, din kültürü ve ahlak bilgisine hoca bulunamıyor dersem yalan söylüyor olmam. Mevcut durumu altüst edecek bir nesil görüyorum.

"Dindar bir gençlik sizin elinizde yetişecek"

Şimdi biz, 'Ben dindar bir gençlik' dedim, imam hatipliler bile saldırdı. Sözde köşe yazarı dahi bana saldırdı. Dindar bir gençlik istiyoruz dediğimiz için. Bugün yine aynısını söylüyorum. Dindar bir gençlik sizin elinizde yetişecek. Bunu başardığımızda çarşıda, sokakta o zaman tinercisini görmeyiz, hırsızını görmeyiz veya minimize ederiz. Alkolikleri görmeyiz. Çünkü dindar gençlik bilecek ki alkol haramdır. Bu konularda atılacak adımlarla dindar bir neslin olduğu ülkede manevi değerler yüksek bir sıçrama yapacak ve birbirini Allah için seven bir millet çıkacaktır. Bu adımları atma noktasında yeni bir sürecin içinde olmamız gerekiyor. 

Tek parti döneminde milletimiz ile inancı arasındaki irtibatı neredeyse cenaze yıkama seviyesine düşürme gayesiyle hareket edilmiştir. O zamanın başbakanı kendisine 'Senden kurslar açılmasına yönelik bir adım atmanı istiyorum' diye görev verilmiş. 'İmam hatiplerin menşei böyledir' dedi. Benim bir İngilizce hocam vardı, 'Siz buraya cenaze yıkamak için mi geldiniz' dedi. Kendi kendimize ağlardık, kahrederdik. Bu kurumlarımızın faaliyete geçmesinden verilen izinde böyle bir anlayış yatıyor. İstanbul Darülfünun İlahiyat Fakültesi'nin kapatılmasının ardından Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi açılmıştır. Milletimizin sahip çıkmasıyla ilahiyat fakülteleri ve imam hatip okulları kök saldı ve yaygınlaştı. 

"Geldiğimizde yüzde 20 şimdi yüzde 70 yaşıyoruz"

Türkiye, yeniden İslam coğrafyasının umudur haline gelmişse, hep birlikte verdiğimiz mücadelenin katkısı var. Her dönemin kendine has sıkıntıları olacaktır. Bizim de çektiğimiz sıkıntılar var. Yedi düvel üzerimize saldırıyor. Onlar saldırıyor diye, geçmişte olduğu gibi sünepe durumuna geçip yanağımızı çevirip tokatlayın mı diyeceğiz. Dik durmaya mecburuz. Biz bir şeye inandık, o yolda da yürüyeceğiz. Fetih müyesserdir. Geldiğimizde yüzde 20 savunma sanayinde yerli üretimi yapıyorduk, şimdi yüzde 70 yaşıyoruz. Bugün terörle mücadelede başarılıysak bize dost geçinenler bir SİHA, bir İHA vermiyor. Şimdi biz, İHA'mızı da SİHA'mızı da yapıyoruz. Akıncı diye bir ilerisini yapıyoruz. Dünyada ilk defa bizde olacak, onu başarmaya çalışıyoruz. Demek ki yapılabiliyor. Bunu başardığımız gibi onların mühimmatını kendimiz üretiyoruz. Bundan önce kendileriyle konuşuyorduk. Sayın Obama'ya 'Terörle mücadelede mühimmat sıkıtımız var' diyorduk, bize akıllı bomba gelmedi. Bu tür komşular bizi akıllı bomba sahibi yaptı. Şimdi biz üretiyoruz. Aynı şekilde diğerlerini de üretir hale geldik. Şu anda 2,5 milyar dolar ihracatımız var. Bütün mesele maya sağlam olduğu müddetçe bunların üstesinden geleceğimizden şüphe duymuyorum.

"Bağdadi'nin hanımını, kız kardeşini, eniştesini yakaladık"

İlahiyat camiasına çok büyük görev düşüyor. Her bir ilahiyatçımız bilgisiyle, duruşuyla, ibadetiyle örnek olma mecburiyetinde. İslam'ı kendimizden başlayarak önce ülkemizi sonra dünyayı kucaklayan bir rehber haline getirmemiz mükellefiyettir. Asrın idrakine söyletmeliyiz. Yüce ve pak dinimiz İslam'ı terörle, geri kalmışlıkla yan yana getirme projesini böyle bırakabiliriz. Bağdadi kendini tünelde imha etti. Biz de hanımını yakaladık. İlk defa bugün açıklıyorum. Kız kardeşini, eniştesini bunları yakaladık. Bu noktada çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Şu anda terör örgütüyle verdiğimiz mücadele güçlü bir şekilde yürütülüyor. 

"Kelime-i Şahadet bizim için özgürlüğün anlamıdır"

İslam'ın yayılışına ket vurulamıyor. İslam'ı vahşetle yan yana gösterme gayretleri kalplerdeki uyanışı etkilemiyor. Varlığını çok daha güçlü bir şekilde sürdürüyor. Önce rabbimizle, sonra kendi nefsimizle, sonra da tüm canlılarla barış halinde olmamız şart. İslam barış dinidir. Müslüman da barış için çalışan kişidir. Modern dünyada tüm bireyler özgürlük peşinde koşuyor. Oysa İslam'da Allah'a boyun eğmek, kulluk etmektir. Bunu başarmadan diğer hiçbir çabamızı anlamlandırma olmaz. Allah'a boyun eğmediğimiz gün zıvanadan çıkmışız demektir. Zıvanadan çıkan, iki değirmen taşının birbirini parçalaması gibi biz de birbirimizi yok ederiz. Kelime-i Şahadet bizim için özgürlüğün anlamıdır.

"İslami terör ifadesini kullanan batı önce aynaya baksın"

Bugünümüz ve geleceğimiz için üstesinden gelmemiz gereken en büyük sıkıntımız iki büyük fitneyi ortadan kaldırmaktır. Mezhep mensubiyetinin bir din haline getirilmiş olmasıdır. Bizim tek dinimiz İslam'dır. Diğer her şey ondan sonra dinimizi pratikte yaşama konusunda yol gösteren mezheplerin farklı yerlere oturtulmasının farklı yerlere hizmet ettiğine inanıyorum. Sayıları 2 milyara yaklaşan İslam ümmetini parçalara bölen mezhep taassubunu çözüme kavuşturmamız gerekiyor. Üstesinden gelmemiz gereken bir diğer fitne de terör meselesi. Terörist kendi sapkın davası için masumların kanını döken kişidir. Müslüman'dan terörist olmaz. Utanmadan, sıkılmadan İslami terör ifadesini kullanan batı önce aynaya baksın. Eğer terörist arıyorsanız onlar sizde. Şu anda batının birçok ülkesinde teröristler cirit atıyor. PKK oralarda, PYD, YPG, DEAŞ, FETÖ orada. Hepsi kol kola el ele o teröriste rağmen o paçavralarla dolaşıyorlar. Biz bunları defaatle batı liderlerine anlattık. İslam'ın adını kullanarak terör faaliyeti yürütenlerin üzerini kazıyın altından İslam düşmanları çıkacaktır. Boko Haram, Eş-şebab dediğimiz yapıların hepsi proje ürünü organizasyonlardır. ABD 99'da niçin kendisini ABD'ye davet edip kendisini ağırlıyor. 90 koli verilmiş mahkeme kararlarına rağmen niçin bunu teslim etmiyor? Demek ki bu proje üzerinde hesaplar var. Benim 251 evladım 15 Temmuz gecesi şehit edilecek, 2 bin 193 kardeşimiz gazi olacak, birileri çıkacak birilerini kurtarma gayreti içine girecek. Bu şehitlerimizin, gazilerimizin hesabını kim soracak? Onların hesabını sormak bizim görevimiz değil mi? Dünyanın dört bir yanında kimin eline masum kanı bulaşıyorsa aynı fitneden sorumlu olduğundan şüphe olmasın.

İslam adına sergilenen vahşetin gerisinde bir damla petrolü bir damla kandan değerli görenlerin gerçeği daha iyi anlaşılıyor. Niyetlerini ve amaçlarını saklama gereği duymuyorlar. Müslümanlar arasına örülen terör duvarlarını yıkmadan huzurla geçireceğimiz tek bir anımız olmayacaktır. Öncülük görevi siz alimlere, ilahiyatçılara düşüyor."

 

Yorumlar