Binali Yıldırım: Çalınmasaydı 100-120 bin fazla alacaktım

Cumhur İttifakı AK Parti İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı Binali Yıldırım canlı yayında Didem Arslan Yılmaz'ın sorularını yanıtladı.

Binali Yıldırım: Çalınmasaydı 100-120 bin fazla alacaktım
Son Güncelleme: 22 Mayıs 2019 Çarşamba 21:50
22 Mayıs 2019 Çarşamba 21:28

Binali Yıldırım'ın açıklamalarından satır başları:

Hukukça arkadaşlarımız inceliyorlar. Bizim zaten itirazlarımızın içinde 19 tane konu vardı. Bunların 2 tanesini bu itirazı ciddi görerek seçimin tekrarlanmasına karar verdi YSK. Bu konunun ilki sandık kurullarının yasaya uygun olarak teşkil edilmemesi.Bu tek başına yetmiyor, bu sandık kurullarında görevli başkan ve üye olabilir, o sandıkta yapılan işlemlerin seçim sonucunu değiştirecek nitelikte olup olmadığına bakılıyor. Bu iki uygunsuzluk, kanunsuzluk hali birlikte olmuşsa seçimi yenilemeye gerekçe olarak YSK karar veriyor. Karar bu şekilde verilmişti. Muhtemelen geniş gerekçeli kararda da buna ait detayları göreceğiz. Memur olacak vs. birtakım vasıfları var, onlara uymayan görevliler olmuş. Esasında bu kanuna uymayan bir husus ama.YSK bunu yeterli görmüyor, diyor ki, 'bunların görevli olduğu sandıklara git bak, oradaki oy sayımı, evraklar düzgün hazırlanmışsa, seçim sonucunu değiştirmiyorsa kanunsuzluğu görmezden gelirim, eğer değil buradaki oylar işlemler seçim sonucunu değiştirecek nitelikte ise o zaman seçimin yenilenmesine karar veririm'. Gerek ve yeter şartın birlikte oluşması lazım.

"Aradaki fark 29 binden 13 binlere düşüyor"

Gerekçeli kararda oylar çalındı diye bir tarafın söylemini yazacak halleri yok. Biz bunu halk diliyle söylüyoruz. Peki bu oylar çalınmasaydı 29 bin 400 olarak açıklanan fark 13 bin 700 seviyesine nasıl düştü? Buna bakmamız lazım. Niye düştü? Vatandaşlarıma buradan sesleniyorum, iki aday var, iki aday arasındaki oy farkı binde 1,5 buçuk, yüzde demiyorum. Gerçi YSK 13 bin 740 diye geçmiş. Normal şartlarda bırakın çalındı, çalınmadı muhabbetini. Birbirine yakın. Açıyoruz, sayım yaptığımızda düzeltmeler oluyor, geçersizler geçerli hale geliyor. Her iki adayın da ya oy kaybetmesi, ya da kazanması lazım. 4 milyon 150 bin civarında oy almış iki aday. Bizimki aradaki fark bizim lehimize yarı yarıya azalıyor. 29 binden 13 binlere düşüyor.

"Çalınmasaydı 100-120 bin fazla alacaktım"

Çalınmasaydı daha fazla olacaktı. 80 bin oy fazla almışım, ilçe belediye başkanlığından. Çalınmasaydı 100-120 bin fazla alacaktım. O gün beni sürekli aradı insanlar. 'Bize iki tane oy pusulası veriliyor, üçüncü oy pusulasını istediğimiz zaman bazıları verdi bazıları da bitti' diyor. Seçimin ortasında oy pusalası biter mi? Beni kim arar? Bana oy pusulası verilmiyor diye. Beni arayan herhalde benim oyumun sandığa gitmediğinden endişe duyan insanlar arıyor. Ben bunun önemli sayıda olduğunu düşünüyorum. Bunu destekleyen başka şeyler de var.

Bizim hangi sandıkta, hangi mahallede, hangi seçmenlerin ağırlıklı olduğu bellidir. Seçmen kümelenmesi var. Mesela Kadıköy'deki seçmenlerin ağırlıkla CHP'ye oy verdiğini buna karşın Bağcılar'da ağırlıklı olarak AK Parti'ye oy verdiğini biliyoruz. Bana gelen telefonlar AK Partili seçmenlerin ağırlıklı olduğu yerler. Seçim esnasında 'Bana iki tane pusula verildi' deniyor. Herkesin sandık başında farklı görevi var. Kimisi pusulaları veriyor, kimisi imzaları kontrol ediyor. Kimisi kimlikleri kontrol ediyor. Bunu birisi kafasına koymuşsa farkedilmesi zordur. Fark edilirse 'pardon' der kağıdı uzatır, farketmedin mi gitti...

"İstanbul'da çalma işi, şaibe, her türlü özensizlik var"

Ben 13 bin küsur fazla oy alsaydım, 'CHP canınız sağolsun seçim bitti' diyecek miydi? YSK'nın verdiği kararların sorumlusu ben miyim? YSK ne karar verir, ne vermez biz o işlere girersek hukuk devletinden başka bir yere gideriz. İlk gün YSK'yı göklere çıkardılar. Ama YSK öbür türlü karar verince tu kaka, çete, her türlü hakareti yaptılar. Böyle çifte standart olur mu? Bu kadar sürede ne değişti de bu YSK'yı yerin dibine batırdınız? Burada tamamıyla çifte standardı görüyorum. CHP Antalya'da, Mersin'de, Ankara'da kazanınca demokrasi var hukuk var. İstanbul'da çalma işi, şaibe, her türlü özensizlik var. Bunu YSK ciddi bulup tekrarına karar verince hukuk yok. YSK oluyor çete.

"YSK doğru yapması gereken işleri doğru yapmadığı için beni mağdur etmiştir"

Elimizde somut oyların ya başka adaylara yazıldığına dair veya geçerli oyların geçersiz sayıldığına dair veya oyların olmadığına dair onlarca belge var. Bütün bu belgeleri sunduk ve bunun üzerinden işlem yapıldı. Dolayısıyla kemara işi vardı, yoktu ben bilmem. Bunların sorumlularını ortaya koyacak olan yargıdır. Biz suç duyurusunda bulunduk. YSK ara kararında sorumluların bulunması ve hesabının sorulması konusunda da yazdı. Bundan sonra yapılacak iş Cumhuriyet Savcılıkları. İki türlü soruşturma, birisi adli, birisi idari. Adli soruşturma yargı süreci. İdari de o kurumun ita amirleri de soruşturma açması lazım. Ben iki türlü mağdurum. Bir YSK doğru yapması gereken işleri doğru yapmadığı için beni mağdur etmiştir. İki oylarımızın bu yaptığı yanlış işlemden dolayı yerini bulmadığı için mağduriyetim var. Üçüncü mağduriyet de oy veren 8,5 milyon İstanbullu mağdurdur.

"Bana göre Sadi Bey bir şeyi gözardı ediyor"

Bana göre Sadi Bey bir şeyi gözardı ediyor. Sandık kurullarının yasaya göre kesinleşmeden önce elimize verilmiyor. Siz kimin sandık kurullarında görevlendirildiğine dair bilginizin olma imkanı yok. Sandık kurullarında görev alacaklarının bilgileri partilere verilmiyor. Bilgisine sahip olmadığınız bir liste var, görevliler listesi. Bunların doğru olup, olmadığını neye göre iddia edeceksiniz. Var mı bir ölçüsü? Ben elimde liste yok ki,'bu adam kamu görevlisi mi, değil mi?' istihareye mi yatacağım. Ben neye göre itiraz edeceğim. Bu söyleneni çok tutarlı görmüyorum. Başkanın bir başka iddiası var. Sadece iptal sebebi bu değil gerekçeli kararda. Bunların yaptığı işlemlerin sonucu değiştirecek olup olmadığını gösteriyor. Bu düşünceye katılmıyorum.

Yorumlar