Meclis Başkanı Şentop: Ülkeler yabancı teröristler konusunda elini taşın altına koymalı

TBMM Başkanı Şentop, "Avrupa ülkeleri başta olmak üzere yabancı terörist savaşçıların kaynağı durumundaki ülkeler ellerini taşın altına koymalı, vatandaşlarını bölgeden almalı, yargılamalı ve rehabilite etmelidirler." dedi.

Meclis Başkanı Şentop: Ülkeler yabancı teröristler konusunda elini taşın altına koymalı
Son Güncelleme: 12 Ekim 2019 Cumartesi 12:38
12 Ekim 2019 Cumartesi 12:35

TBMM Başkanı Mustafa Şentop, TBMM'nin ev sahipliğinde düzenlenen, "Terörle Mücadele ve Bölgesel Bağlantılılığın Güçlendirilmesi" konulu 3. Parlamento Başkanları Konferansı'nın açılışında konuştu.

İslamabad'ta Türkiye, Afganistan İslam Cumhuriyeti, Çin Halk Cumhuriyeti, İran İslam Cumhuriyeti, Pakistan İslam Cumhuriyeti ve Rusya Federasyonu meclis başkanlarının 3 yıl önce bir araya gelerek, terörle mücadele alanında parlamentolara düşen rolleri ele aldığını anlatan Şentop, parlamentolar arasında başlatılan bu sürecin güçlenerek devam etmesi yolundaki anlayış temelinde, geçen yıl Tahran'da bir araya gelindiğini hatırlattı.

Şentop, uluslararası barış ve bölgesel istikrar çabalarına önemli katkı sağlayan bu girişime bu yıl ev sahipliği yapmaktan memnuniyet duyduğunu ifade ederek, şöyle devam etti:

"Bugün, İstanbul'da vereceğimiz birlik, beraberlik ve kararlılık görüntüsü terörle mücadelede çok güçlü ve net bir mesaj olacaktır. Son toplantımızdan bu yana terör, bölgelerimizin en büyük güvenlik sorunlarından biri olmayı sürdürdü. Terör örgütleri, ülkemde ve diğer ülkelerde insanlığın ortak değerlerini hiçe sayan katliamlar gerçekleştirdiler. Özellikle İslam düşmanlığını merkezine oturtan, beyaz-üstünlükçü, ırkçı ve aşırı sağcı terör eylemlerinde son dönemde gözlenen artış endişe vericidir. Sadece geçtiğimiz 9 ay içerisinde, Yeni Zelanda Christchurch katliamının yarattığı travma henüz devam ederken Norveç Baerum'da yine bir cami hedef alınmıştır. ABD'de Pittsburg ve Poway şehirlerinde ise sinagoglar ırkçı eylemcilerin hedefi olmuştur. Biz, Yeni Zelanda'da camiye, Sri Lanka'da kiliselere ve ABD'de sinagoglara saldıranlar arasında hiçbir fark görmeden, hepsini lanetliyoruz."

Görünürde farklı ideolojilerle hareket etseler de El-Kaide, DEAŞ, PKK/YPG ile İslam düşmanı, ırkçı aşırı sağcı terör örgütlerinin başvurdukları taktiklerin aynı olduğunu ve bu terör örgütlerinin birbirlerinden beslendiğini ve çıkarları doğrultusunda zaman zaman birlikte hareket ettiğini dile getiren Şentop, "Bu gerçeği en iyi kavramış olan ülkelerden biri Türkiye'dir. Bu vesileyle terör kurbanlarının hatıralarını saygıyla anıyor, devletim ve milletim adına tekrar üzüntülerimi ifade ediyorum. Ancak üzüntülerimizi beyan etmek yetmez. Terör kurbanlarının haklarını korumak için terör eylemlerinin faillerinin, azmettiricilerinin, terör örgütlerine maddi destek verenlerin ve bu örgütlerin propagandasını yapanların adalet önüne çıkarılması gerekir. Aynı şekilde, bu salondaki herkes, terörle mücadelenin ancak samimiyetle yapılacak uluslararası işbirliğiyle mümkün olabileceğini de çok iyi bilmektedir. İyi veya yararlı terörist yoktur ve hiçbir amaç terörü haklı kılmaz. Terör örgütleri arasında ayrım yapılması terörle mücadelede zafiyet sebebidir." diye konuştu.

"Çözüm işbirliği ile hareket edilmesi"

TBMM Başkanı Mustafa Şentop, terör ve terörizmin "belli laboratuvarlarda tasarlanan, coğrafyaları ve özellikle de gelişen milletleri dize getirmek için kullanılan bir silaha dönüştürüldüğünü" belirterek, "Ne zaman bir devlet veya millet ekonomik atılım yapsa siyasi istikrara kavuşsa, derhal ya terörist eylemlere ya da iç karışıklıklara maruz kalmaktadır. Herkesin bildiği sır şudur: Demokratik gelişmişlikleriyle ve ekonomik güçleriyle gurur duyan bazı Batılı güçler, kendileri dışında hiçbir gücün ilerlemesini, hiçbir devletin güçlenmesini istememektedir. Zira bu devletler siyasi işleyişlerini ve zenginliklerini, dünyanın geri kalan kısmında yaşanacak kaosa borçludur." dedi.

Bu durumun yeni olmadığı, toplantıda temsil edilen her devletin geçen yüzyılda söz konusu yıkıcı saldırılara muhatap olup ağır bedeller ödediğini kaydeden Şentop, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Esas itibarıyla terör belası, coğrafyaları kana bulayan, devletleri zayıf düşüren ve toplumları atomize eden yeni bir tür sömürgeci saldırganlık aracıdır. Bugün dünyada bu tespitleri yapan veya onaylayan milyarlarca insan olduğu açıktır. Fakat insanlığın çoğunluğu, yaşanan çatışmaların gerçek sebebini, sergilenen ikiyüzlü siyasi tavırları ve ortaya çıkan tahribatı net bir biçimde tespit ederken neden bir çözüm bulunamamaktadır? Üzerinde durulması ve cevaplanması gereken asıl soru budur. Kimi zaman, karmaşık sorunların karmaşık çözümleri olduğunu düşünürüz. Dünyadaki mevcut çatışmalar ve çifte standartlar göz önüne alındığında, bu sorunları ortadan kaldırmanın oldukça basit bir çözümü vardır. O çözüm, sorundan etkilenen devletlerin ve toplumların bir araya gelerek ortak akılla ve karşılıklı anlayışa dayalı bir işbirliği ile hareket etmesidir."

Şentop, dünyanın genelinde büyük çatışmalar, yoksulluk, haksızlık ve çifte standartlar olduğuna değinerek, "Bütün bu olumsuzlukları doğuran, bazı devletlerin sadece haklara, bazılarınınsa sadece ödevlere ve mecburiyetlere sahip olduğu mevcut küresel sistemdir. Bu sistem, bazı devletlerin hegemonik iktidarına hizmet eden bir paradigmanın ürünüdür. Bu sebeple, sadece işbirliği yapmak yetmez. Aynı zamanda, toplumlar ve devletler nezdinde derin uçurumlar oluşturan bu hegemonik paradigmayı değiştirmemiz gerekmektedir. Bu yapılamazsa hukuksuzluklar, çatışmalar, sömürü ve baskı, insanlığı ve dünyamızı büyük bir yıkıma götürecektir." dedi.

Ülkelerin ve toplumların güvenliğinin gerçekçi, uzun dönemli çıkarları gözeten, samimi ve kapsayıcı bir iş birliğinin tesis edilmesiyle sağlanabileceğini vurgulayan Şentop, "Bu bağlamda olmak üzere terörle mücadelede başarı, kısa vadeli palyatif çözümlerden ziyade, sonuçları uzun vadeye yayılabilecek kalıcı tedbirlerle sağlanabilir. Terörle mücadelede en etkin silahlarımız ise zamanında, güvenilir ve sistematik istihbarat derlenmesi, bu istihbaratı iyi değerlendiren organize bir güvenlik sistemi, yeterli yasal mevzuat ve etkili yargıdan oluşan süreçlerdir. Uluslararası toplum olarak terörün zemin bulacağı çatışma ortamları, dağılmış ve zayıf devlet yapıları gibi uluslararası sistem zafiyetlerini gidermek için de çaba sarf etmeliyiz." diye konuştu.

Barış Pınarı Harekatı

TBMM Başkanı Mustafa Şentop, son toplantıdan bu yana Türkiye'nin, DEAŞ, El Kaide, HTŞ, PKK/YPG ve FETÖ başta olmak üzere birden fazla terör örgütüyle eş zamanlı mücadele etmeyi sürdürdüğünü hatırlatarak, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Çabalarımız, söz konusu örgütlerin eylem gerçekleştirebilme kapasitesinin ortadan kaldırılmasına yönelik olarak istihbari, operasyonel ve ceza adaleti boyutlarında yoğunluk kazanmıştır. Bu sayede, DEAŞ, 1 Ocak 2017 tarihindeki İstanbul eyleminden bu yana Türkiye'yi hedef alamaz hale gelmiştir. 'Yeni nesil terör ve istihbarat örgütü' olarak tanımlanabilecek FETÖ'nün Türkiye içerisindeki yapılanması çökertilmiştir. PKK üzerinde kurduğumuz operasyonel baskı somut sonuçlar vermiştir. Bu örgütün Türkiye içerisinden terör faaliyetlerinde kullanmak üzere terörist devşirme gücü de kalmamıştır. Bu açığını kapatabilmek için 14-16 yaşlarındaki çocukları ailelerinden zorla kopartmaya teşebbüs etmektedir. Bu noktada, Hacire Akar isminde, kaçırılan çocuğunu PKK'nın elinden geri almak isteyen acılı bir annenin Diyarbakır'da başlattığı eylemi de sizlerle paylaşmak istiyorum. Bu acılı annenin feryatları toplumumuzda karşılık buldu. Çocuklarını PKK'ya kaptırmış diğer anneler de seslerini birleştirdiler. Bu aileleri, terör kurbanları olarak görmemiz ve desteklememiz gerekir."

 

Yorumlar