Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın: Türkiye'nin güvenliği Misak-ı Milli'nin ötesinden başlar

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, canlı yayında soruları yanıtladı. Kalın, "Küreselleşme çağında Misak-ı Milli sınırlarının güvenliği sınırların ötesinde başlar. Yani Türkiye'nin güvenliği, bu çağda Misak-ı Milli sınırlarının ötesinde başlar" dedi.

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın: Türkiye'nin güvenliği Misak-ı Milli'nin ötesinden başlar
Son Güncelleme: 29 Aralık 2019 Pazar 13:52
29 Aralık 2019 Pazar 13:39

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, "Küreselleşme çağında Misak-ı Milli sınırlarının güvenliği sınırların ötesinde başlar. Yani Türkiye'nin güvenliği, bu çağda Misak-ı Milli sınırlarının ötesinde başlar. Siz hattı geniş çizmezseniz, bu küreselleşme çağında ülkenizin ulusal sınırlarını dahi koruyamazsınız." dedi.

Kanal 7'de yayınlanan "Başkent Kulisi" programına katılan Kalın, gündeme ilişkin soruları yanıtladı.

Dış politika açısından 2019'a yönelik değerlendirmeleri sorulan Kalın, 2019'un küresel dengeler içinde değerlendirildiğinde birçok olaya şahitlik ettiğini anlatarak, 2019'da ABD ve Çin arasında ticaret savaşlarının yükselişe geçtiği bir dönemi gördüklerini söyledi.

Kalın, hem ABD'nin kendi sistemi içindeki iç hesaplaşmalar hem de Trump'ın temsil ettiği siyasi görüşün Avrupa, Ortadoğu ve diğer bölgelerin siyasetine etkisinin olduğu "Trump etkisi" denilen bir fenomenin oluştuğunu dile getirerek, bunun yanı sıra 2019'da çok farklı saiklerle birçok yerde sokak gösterilerinin ortaya çıktığını ifade etti.

Rusya'nın yükselen bir güç olma trendini koruduğunu belirten Kalın, Rusya'nın ilk defa Gürcistan kriziyle başlayan yükselişi, Kırım'da, Ukrayna'da, Suriye'de devam ettirdiğini ve şu anda Libya'da da bunun ilk örneklerini görmeye başladıklarını aktardı.

İbrahim Kalın, 2019'un Türkiye açısından hem sahada hem de masada güçlü olduğu bir yıl olduğunu aktararak, "3 tane çok önemli hadise bunun altını doldurdu. Bunun birincisi, Fırat Kalkanı Harekatı'ndan sonra Barış Pınarı Harekatıyla 'Suriye'de sahada Türkiye olmadan plan yapamazsınız' mesajı çok net bir şekilde verilmiş oldu. İkincisi Doğu Akdeniz'le ilgili bu arama tarama sismik sondaj çalışmalarıyla ilgili çok önemli bir hamle yapıldı. Bizim Akdeniz'e en uzun sahili olan ülke olduğumuz gerçeğini dikkati aldığımız zaman Türkiye'yi adeta Antalya Körfezi'ne hapsetmeye çalışan bir doğu Akdeniz tasavvuru var, birkaç yıldır ortalıkta dolanan... Buna karşı Cumhurbaşkanımızın girişimi ile çok önemli bir hamle yapıldı. 'Hayır biz de sahadayız' denildi. Şu anda iki sismik, iki sondaj gemimiz Doğu Akdeniz'de bu araştırmalara devam ediyor. " ifadelerini kullandı.

Üçüncü olayın Libya'yla ilgili olduğunu ifade eden Kalın, "En son yaptığımız iki anlaşma, Libya krizine dönük önerilerimiz, getirdiğimiz perspektif ve siyasi duruş, bizim açımızdan 2019 bağlamında Türkiye'nin hem sahada hem masada güçlü olduğu bir yıl oldu. Bunun etkilerini Barış Pınarı Harekatı'ndan sonra ABD ile Rusya ile yaptığımız anlaşmalarda gördük. Cumhurbaşkanımız NATO Zirvesi'ne giderken sahada gücünü ispatlamış bir lider olarak gitti, masaya da böyle oturdu ve NATO ile ilgili bir perspektif ortaya koydu." diye konuştu.

Kalın, 2019'un NATO ittifakının sorgulandığı bir yıl olduğuna vurgu yaptı. Küresel belirsizlik çağının 2019'de zirve yaptığını dile getiren Kalın, muhtemelen bunların 2020'de de devam edeceğini belirtti.

"Türk ordusu asli misyonuna geri döndü"

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, Suriye'de herkesin kendine göre bir hesap yaptığına işaret ederek, "Türkiye, Barış Pınarı Harekatı'yla bu hesapların birçoğunu boşa çıkarttı. Cumhurbaşkanımızın o dirayetli liderliği sayesinde orada kurulmak istenen terör koridoruna müsaade edilmedi. Orada ABD'nin Obama döneminden beri devam ettiği PYD/YPG'ye yatırım politikası çok ciddi bir akamete uğradı ve bundan sonrası ciddi bir inişe geçtiğini söyleyebiliriz. Bundan sonra zaten o hayali gerçekleştirme şansları yok. Türkiye'ye rağmen orada böyle bir yapıyı kurmalarının imkan ve ihtimali artık yok. Karşılarında Türkiye'yi göreceklerini biliyorlar ve Türkiye bu konuda kendi ulusal çıkarları için sahaya inmekten çekinmeyen bir ülke. Bunu da gösterdi." değerlendirmesinde bulundu.

Türk Silahlı Kuvvetlerinin de bu imkan ve kabiliyete sahip olduğunu bir kez daha gösterdiğini anlatan Kalın, şunları kaydetti:

"15 Temmuz darbe girişiminden sonra, 'Türk ordusu büyük bir darbe aldı. Darbe girişimi önlenince bir sürü üst düzey komutanlar amiraller, generaller görevden alındı. Türk ordusu artık hem NATO içinde hem de milli bir ordu olarak eski imkan ve kabiliyete sahip değildir' propagandası da yapılıyordu. Halbuki 15 Temmuz'dan sonra şunu gördük ki tam tersine bu FETÖ'cü unsurlardan temizlendiği oranda Türk ordusu asli misyonuna geri döndü. Daha disiplinli daha güçlü ülkenin çıkarları için sonuç alabilen bir askeri güç haline geldi. Bunu da en son olarak Barış Pınarı Harekatında çok net bir şekilde ortaya koydu. PKK'nın terörüyle mücadelede hem Türkiye'de hem de Irak, Suriye ve İran'da çok ciddi mesafeler alındı. 15 Temmuz'dan sonra olması bir tesadüf değil son 2-2,5 yıldır terörle mücadelede çok başarılı bir döneme girdik. Öncesinde TSK içine sızmış olan FETÖ'cü unsurların terörle mücadeleyi nasıl akamete uğrattığını defalarca gördük. Şimdi terör örgütü Türkiye topraklarında eylem yapamaz hale geldi, nefes alamaz hale geldi. İnşallah Irak'ta da harekatlar devam ediyor. Kandil'e kadar uzanacak. Şu ana kadar terörle mücadele noktasında başarılı bir yıl oldu diyebiliriz."

"Merkel ile telefon göriüşmesi olacak"

Libya'yla ilgili soruları da yanıtlayan Kalın, Libya'daki krizin devam ettiğini anlatarak, Türkiye'ye birçok defa gelen ve uluslararası toplumun tanıdığı Ulusal Mutabakat Hükümeti Başkanlık Konseyi Başkanı Fayez Al Sarraj'ın 27 Kasım ziyaretinde Türkiye ile iki anlaşma imzaladığını söyledi.

İbrahim Kalın, bunlardan birinin askeri güvenlik ve iş birliği anlaşması diğerinin de deniz yetki alanlarını tespit eden, belirleyen anlaşma olduğunu söyledi.

Uluslararası toplumun Hafter'e "dur" demediği taktirde orada yeni iç savaşın başlamasının kaçınılmaz olduğuna dikkati çeken Kalın, "Çok daha kanlı bir iç savaş yaşanabilir orada. Şimdi süreç giderek yaklaşık 3 yıl önceki Suriye'deki tabloya benziyor. Bir siyasi stratejik boşluk gören oraya giriyor. En son Rusya oradaki sürece dahil olmak istiyor." dedi.

Kalın, bütün bu arka plan çerçevesinde Libyalıların kendilerine bir talepte bulunduğunu anlatarak, "Tezkere meclise gelecek, geçecek ondan sonra şartlara, durumlara gene bir bakılacak. Onların böyle bir talebi daveti söz konusu. Bütün şartlar değerlendirildikten sonra Cumhurbaşkanımız da nihai bir karar verecek. Biz de bu arada siyasi ve teknik anlamda Ulusal Mutabakat Hükümetini desteklemeye devam edeceğiz. " ifadelerini kullandı.

Asker güç gönderme konusunun bir süreç olduğunu ifade eden Kalın, "Askeri değerlendirmeler yapılacak, onların talepleri tekrar değerlendirilecek, o yardımın ne şekilde olacağına dair bir süreç var orada yürüyen. Şu anda orada da onlar kendilerini savunuyorlar. Ağırlıklı olarak hava savunma sistemlerine ihtiyaçları var, meşru yollardan silah temin ediyorlar bir şekilde. Orada zorluklar da var. Hafter'e silah yardımı Rusya, Mısır, Birleşik Arap Emirlikleri, Ürdün üzerinden ve başka yerlerden devam ediyor. " diye konuştu.

Kalın, BM'nin de yönettiği bir Libya sürecinin olduğuna işaret ederek, şöyle devam etti:

"Orada tarafları bir araya getirecek, siyasi sürecin önünü açacak, ateşkesi sağlayacak bir süreç var. Bunun için Almanya ev sahipliği yapmak istiyor. Onun hazırlık toplantılarına katıldım. Şimdi ocak ayının ikinci yarısına doğru bu zirvenin yapılması planlanıyor. Göreceğiz nasıl şekilleneceğini, Cumhurbaşkanımız da haklı olarak 'tabloyu tam görelim' dedi. Normalde BM'nin 5 daimi üyesi ve Türkiye, Almanya, Mısır, Birleşik Arap Emirlikleri ve İtalya'nın katıldığı, ayrıca Avrupa Birliği, Afrika Birliği ve Arap Ligi'nin katılması öngörülen bir zirve olacak. Berlin'deki toplantılarda da hep söyledim. Eğer Hafter saldırılarına devam ederse bizim Berlin'de toplanmamızın bir anlamı kalmayacak. Dolayısıyla Cumhurbaşkanımız, bu soru işaretlerini de giderecek bir çalışmanın yapılması talimatını da verdi bize. Şimdi onunla ilgili de görüşmeler devam ediyor. Bugün Cumhurbaşkanımızın öğleden sonra Merkel'le bir telefon görüşmesi olacak. Onların talebi üzerine. Onlar da bu konuyu tekrar istişare edecekler."

Önceliklerinin orada çatışmaların durup siyasi sürecin hemen harekete geçmesi olduğunu belirten Kalın, öyle bir zeminin de bulunduğunu aktardı.

Kalın, Berlin Zirvesi, BM süreci ve Libya Siyasi mutabakatının hayata geçirebilmesi için herkesin nisan ayındaki pozisyonuna geri dönmesi gerektiğini söyledi.

"Türkiye'nin güvenliği Misak-ı Milli sınırlarının ötesinden başlar"

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun "Libya'da ne işimiz var?" diyerek eleştirilerde bulunduğu bu konuyla ilgili görüşü sorulan Kalın, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Küreselleşme çağında Misak-ı Milli sınırlarının güvenliği sınırların ötesinde başlar. Yani Türkiye'nin güvenliği, bu çağda Misak-ı Milli sınırlarının ötesinde başlar. Siz hattı geniş çizmezseniz, bu küreselleşme çağında ülkenizin ulusal sınırlarını dahi koruyamazsınız. Biz bunun örneklerini defalarca gördük. Libya birilerine çok uzak gelebilir. Libya bizim deniz komşumuzdur. Libya bizim sadece tarihi bağlarımız olduğu bir yer değil aynı zamanda Kuzey Afrika'nın en belirleyici ülkelerinden biridir. Kuzey Afrika'da bir kriz olduğunda bütün Akdeniz ülkeleri bundan etkilenir Türkiye bundan etkilenir. Bu, 'Libya'da ne işimiz var?' sözü çok dar bir bakış açısının cümlesidir. "

Akdeniz'de bir fiili durum yaratılarak Türkiye'nin dışarıda bırakılmaya çalışıldığını anlatan Kalın, Türkiyesiz olamayacağını kendilerinin de bildiğini aktardı.

Kalın, değişik yerlerden, resmi, gayri resmi kanallardan bazı bilgiler geldiğini ifade ederek, şöyle konuştu:

"Libya ile imzaladığımız bu deniz yetki alanları anlaşmasından aslında Mısır'da son derece memnun. Mısırlı yetkililer bunu söylediler. Onların sahası genişledi. Şu anda biz Mısır yönetimiyle bir temasımız yok ama uzun vadede baktığınız zaman bölgenin zenginliği açısından baktığınız zaman onların da Türkiyesiz bir Doğu Akdeniz planı yapmaları mümkün değil. Kendileri de biliyor bunu."

Yorumlar