Şebnem Bursalı : Mesele S-400 değil ki...

Türkiye’nin Rusya’dan aldığı S-400’ler hakkında bir yazı kaleme alan Yazar Şebnem Bursalı meselenin S-400 ve F-35 olmadığını ve bir egemenlik meselesi olduğunu yazdı.

Şebnem Bursalı : Mesele S-400 değil ki...
Son Güncelleme: 20 Temmuz 2019 Cumartesi 12:21
20 Temmuz 2019 Cumartesi 12:19

Rusya’dan alınan S-400’ler hakkında ABD’nin Türkiye’ye yaptırım uygulayıp uygulamayacağı merak ediliyor. Sabah yazarı Şebnem Bursalı, S-400’ler hakkında bir yazı kaleme alarak asıl meselenin egemenlik olduğunu belirtti.

Bursalı’nın yazısı şöyle:

Uzun bir süredir dış politika konuları artık günlük hayatımızın bir parçası olduğu için hem diplomatik hem teknik hemen tüm detaylar da rutinimizin parçası oldu neredeyse. Ama, şunu unutmamak gerekiyor ki; dış politik gelişmeler gibi görünen herşey aslında Türkiye'nin son 17 yıldır yürüttüğü genel politikanın bir yansımasından başka bir şey değil.

Kendi yönünü, kendi yörüngesini ve bu paralelde kendi eksenini oluşturmayı hedefleyen bir Türkiye var artık son 17 yıldır çünkü.

2009 yılından bu yana önce "one minute" ardından da; "Dünya 5'ten büyüktür" diyerek kimsenin tek başına hükümdar olmadığı, süper gücün değil, süper güç birliklerinin yanında olan bir Türkiye olduğunu dünya âleme ilan ettik. Ve her şeyden önemlisi; başta ABD olmak üzere kendisini tek ve hakim sananlara; alternatifsiz olmadıklarını gösterdik.

"Bir kapı kapanır, başka kapılar açılır. Hatta kendi kapımızı da yaparız." Savunma Sanayii Müsteşarı İsmail Demir'in ABD'nin S-400'e karşı F-35'lerle ilgili yaptırım kararlarının ardından söylediği bu söz; aslında fiili olarak şu an gerçekleşiyor.

F-35 uçaklarının üretimindeki Türkiye ortaklığını askıya alması, ABD'nin de, diğer ortak ülkelerin de zararına. Kaldı ki; bu hiçbir hukuki zemine, uluslararası anlaşmaya dayanmayan, keyfi, tek taraflı bir karardır. Elbet, bize de etkisi olacaktır. Ama, hiçbir bedel, hür ve bağımsız bir Türkiye'nin bir füze veya savunma sistemi üzerinden yürüttüğü egemenlik iddiasından daha önemli, daha kıymetli değil. ABD derin devleti son yıllarda yaptırımlar üzerinden bir dış politika tercih ediyor.

Ama artık ne Türkiye ne de dünya eskisi gibi değil. Jeopolitik gerilimlerin çoğu, idare edilebilir düzeyde kalıyor. Bakınız; Kuzey Kore, İran ve Türkiye'ye yönelik zaman zaman uygulamaya koyduğu yaptırımlar, ABD için eskisi gibi istediği sonuçları elde etmesine yarıyor diyebilen var mı? Küresel gerçeklikler bambaşka bir şekilde ilerliyor artık. ABD, tek güç, süper güç olduğu zamanlardaki etkisinde değil. Bölgesel işbirlikler, artık yeni dönemin kodlarını oluşturmada en belirleyici domino taşı oluyor. Pentagon her ne kadar bunu hâlâ ısrarla görmezden gelmeye çalışsa da, kendi bildiğini okusa da; iş dünyasından gelen Başkan Trump bunun farkında ve zaman zaman inisiyatif alarak ilişkileri düzenliyor. Yatırımları uygulamayacağına dair ifadeleri önemli.

Tabii, Kongre'nin baskılarına ne kadar dayanır bilinmez ama bu iradeyi göstermesi;

Başkan Erdoğan ve Türkiye'nin haklılığını her fırsatta dile getirmesi önemli.

En başa geri dönersek; unutmayalım ki bu sadece bir S-400, F-35, savunma silahı ya da saldırı füzeleri işi değil. Bu açıkça bir egemenlik meselesidir. Böylesine stratejik kararların bir bedeli kısa vadede olabilir.

Ama unutmayalım ki; bu bedel ödenmezse bağımlı kalmaya, egemenliğimizi sorgulatmaya mahkum oluruz ki; eminim bu saatten sonra hiçbir Türkiye Cumhuriyeti Devleti vatandaşı bunu tercih etmez. İtirazı olan?”

Yorumlar