İmamoğlu’ndan Kanal İstanbul açıklaması: İhanet değil, cinayet projesidir

Son zamanlarda gündemde olan Kanal İstanbul tartışmaları hakkında yeni bir açıklamada bulunan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu bunun bir ihanet projesi olmadığını cinayet projesi olduğunu söyledi.

İmamoğlu’ndan Kanal İstanbul açıklaması: İhanet değil, cinayet projesidir
Son Güncelleme: 25 Aralık 2019 Çarşamba 10:40
25 Aralık 2019 Çarşamba 10:39

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Kanal İstanbul hakkında basın açıklamasında bulundu.

İmamoğlu’nun açıklamaları şöyle;

“16 milyonun seçilmiş temsilcisi olarak, seçilmiş tek kamu otoritesi olarak kuşkularımızı, bilimsel gerçekleri ve itirazlarımızı anlatmak adına buraya davet ettim. Ortaya koyacağım nedenler şahsi nedenlerim değildir. Siyasi bir amacı yoktur. Çocuklarımız için, torunlarımız için geleceği tehlikeye atan bir riskle karşı karşıyayız.

Kanal İstanbul bir ihanet projesi değil, bir cinayet projesidir. 82 milyonun güvenliğine yönelik bir felaket projesidir. Kimlere ne söz verilmiş olursa olsun derhal vazgeçilmelidir. 15 tehdidi, 15 madde olarak anlatmaya çalışacağım.

“Susuzluğa mahkumiyet demek”

Kanal İstanbul demek susuzluğa mahkumiyet demektir. Öncelikle projedeki kanal 45 km uzunluğunda en dar yerinde 275 metre genişliğinde bir kanal. 8 bin 500 yıldır var olan İstanbul yeraltı ve yerüstü su kaynaklarını kaybedecek. Sadece bu madde bile bu projenin rafa kaldırılmasını emrediyor. Akıllı, mantıklı, gerçeklerden uzaklaşmamış hiçbir siyasetçi, dünya susuzluğu konuşurken bunu destekleyemez. Kendi ülkesine, kendi şehrine, kendi insanına bu ihaneti düşünemez.

DSİ ve İSKİ raporları tek tek anlatıyor. Terkos Gölü'ne karışacak tuzlu su ile sıfatını yitirecektir. Terkos havzası İstanbul ve çevresi için çok önemli bir depolama alanıdır. Avrupa yakasındaki en büyük su deposudur. Kanal İstanbul inşa edilirse bu çok değerli su kaynağı yok olacak. Sazlıdere Barajı da devre dışı kalacak. Bir milli yatırım olarak değeri 2 milyar liranın üzerine olan Sazlıdere Barajı'ndan bahsediyorum. Atatürk Havalimanı gibi tümüyle işlevsiz kalacak. Terkos Gölü'nün doğusundaki 20 kilometrelik su toplama havzası da devre dışı kalıyor. 15 yıl sonra 7,5 milyon insanın su ihtiyacını karşılayacak. Kanal İstanbul inşa edilecek bu sistem devre dışı kalacak. Yerüstü su kaynaklarımız değil, yeraltı su kaynaklarımız da yok olacak. Bunu söyleyen bilim insanları, su uzmanları.

DSİ raporunda, "Zemin etüdü ve sondajlar yapılsa da her zaman beklenmedik durumlar ortaya çıkar. Kayalardaki çatlak ve kırıklar sondajlarla belirlenemez. Kanal İstanbul'un tuzlu suyu Terkos'a girer ve İstanbul'un büyük bölümü susuz kalır. Kaybedilecek su kaynağının alternatifi de bulunmamaktadır" diyor. Susuzluktan daha büyük bir felaket konuşulmuyor. Bu rapora göre inşa edilecek kanalın 5,2 kilometrelik zemini kireçtaşı. Tuzlu suyun karışacağı da net. Kanal kotu Terkos'tan düşük olacağı için sızıntı ihtimali büyük bir risk oluşturuyor.

Tek tehlike susuzluk da değil. Strateji ve güvenlik konusunda da felakettir. "İnşa edilecek olan kanal güzergahı acil eylem planı çerçevesinde saklı stratejik noktadır. Savaş ve doğal afetlerde yüzey suları kullanılmayacak durumda olabilir. Bu durumda stratejik rezerv alanda su kaynaklarını kaybetme riskiyle karşı karşıyayız" diyor raporda. Karşılığında ne alacağız. Su gitti, ne alacağız? Sükse yapacağız, kime?

“Depremi tetiklemek demek”

Kanal İstanbul demek depremi tetiklemek demek. İhanetin ötesinde, cinayet. İstanbul var oldukça devam edecek bir sorundur deprem. Binlerce yıldır var, var olacak. Tarihsel dönem ve 120 yıllık verilere göre, kanal boyunca yapılacak yapılaşma İstanbullular için büyük bir risk taşıyor. Zemin yapısı ne yazık ki heyelanlara çok müsait. 11 km'den Kuzey Anadolu, 30 km'den Çınarcık fay hattı geçiyor. İnşaat ile ortaya çıkacak yüklemelerin depremleri davet edeceği, depremlerin şiddetini artıracağı söyleniyor. Avcılarda konteynır limanı yapılacak. Olası büyük İstanbul depreminin 6 metre yüksekliğinde dalgalar yaratacağı konusunda simülasyonlar var. Tsunami ile o liman sular altında kalacak.

“Çevre katliamı yaşanacak”

İstanbul doğasını sonsuza kadar katletmek demek. Yine beton, yine rant, yine çevre katliamı. ÇED raporunu açıklayanlar yapılaşmadan bahsetmiyor. Bu yapıların ne tür çevresel felaketlere yol açacağı ÇED raporu cevap vermiyor. Yapılaşma kısa zamanda sıcaklık, nem, rüzgar rejimini değiştirecek. İstanbul'un batısındaki bu duvar, İstanbul'u ısı adasına çevirecek. Çevre düzeni planı kapsamında, büyüklük, büyümenin yönetimine dikkat etmek zorundasınız. İstanbul'da her arazi kullanımı kentin ekolojik yapısına katkı vermelidir. 'İhanet ettik' diyenler dikkat etmedikleri için İstanbul'un başı dertte. 23 milyon metrekare orman alanı, 45 kilometre uzunluğunda 136 milyon metrekarelik tarım alanı sonsuza kadar ortadan kaldırılacak.

Manda popülasyonunda Türkiye'nin en büyük 3 şehrinden birinde o popülasyonu artırmak zorundayız. Diğer yandan bilinen en değerli kuş göç yolu. Deniz canlılarının üreme noktası. Yaban hayvanlarının yuvası; balığından kuşuna, yaban hayvanından bitkisine sahip çıkmazsak hayatta kalamayız. Milyonlarca insan nasıl yaşayacak?

“Tarih yok edilecek”

Kanal İstanbul demek, İstanbul'un tarihini talan etmek demektir. Boğaz'ın tarihi yapısının korunması gerekçe olarak anlatılıyor. Binlerce yıldır geçiş yapılan boğazda birkaç kazayı referans gösterip, bunu gerekçe gösterip kanalın bitmesiyle Boğaziçi trafiği azalacakmış. O da boğazdaki tarihi yapıyı koruyacakmış. ÇED raporunda boğaz trafiğinde yıllara göre artış yok. Son 10 yılda yüzde 22 azalış var. 17 milyon metrekare sit alanı etkilenmektedir. Nice tarihi kalıntılar, antik hazineler bu proje tarafından yok edilecek.

“110 milyar lira ek yük bindirilecek”

Kanal İstanbul demek, 82 milyonun sırtına 110 milyar lira yük bindirmektedir. DSİ, "Kanaldaki taşınmazların bulunduğu rezerv alan imara açılırsa, DSİ olarak, 1450 kamulaştırmasız el atma davasıyla karşı karşıyız. Bu DSİ tarafından karşılanamaz. Özel şahıslara ait kamulaştırma bedelleri milletin sırtına bindirilecek. Arsa manipülasyonları da ayrı boyut. Ülkenin yarısı yoksulluk sınırı altındayken, işsizlik artarken 420 kişilik memur alımı için 25 bin kişi başvurmuşken kimi kandırıyorsunuz? Bakanlığa göre 75 milyar lira, Büyükşehir Belediyesi'ne 35 milyar lira maliyet. Bedeli ödenemeyecek, geri getirilemeyecek felaketler başlayacak.

Kanal İstanbul demek, İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne ek 35 milyar liradır. 3 ishale hattının devre dışı kalmasıdır. Mevcutta yeni ihale edilen işler bile İSKİ'de devre dışı kalacak. Şimdiye kadar yapılmış arıtma sistemleri de yok edilecek. Bu 3 ishale hatları için 11 milyar lira maliyetle yeni arıtma tesisi inşa edilmesi lazım. İGDAŞ hatları da ortadan kaldırılacak. Ek maliyet gelecek.

İBB'nin 2 kurumuna milyar liralık maliyet çıkıyor. Bu rakam, İBB'nin 2020 bütçesinden yüzde 50 fazla. Pazartesi itibariyle protokolden çekilirken, her bir İstanbullunun sırtından yeni borçtan kurtarmaya çalıştık. 4 kişilik aileyi 5000 liranın üzerinde vergi yükünden kurtarıyoruz.

Trafik artacak, İstanbullunun hayatı kısalacak

Bu proje gelir rüyası görmek demek. Devlet kamu yönetimi, bilimin neresinde kaldığı noktadayız. 'Panama, Suveyş kanalları yapıldı. Türkiye'nin kazanmasını istemiyorsunuz' diyorlar. Panama Kanalı gemilerin yolunu 13 bin kilometre, Suveyş Kanalı Afrika kıtasını dolanmamayı sağlıyor. 6 bin kilometre yolu kısaltıyor. Ya Kanal İstanbul, yoldan tasarruf söz konusu değil ki... Akıntı nedeniyle Marmara'dan Karadeniz'e giriş 3-4 saat sürecek. Hangi akıllı kaptan buna evet diyecek?

Montrö üzerinden uydurulmaya çalışılan konuya ayrıca değineceğim. Trafikte iki kat perişan etmek demek. Gemilerin yolunu kısaltmıyor, İstanbullunun hayatını kısaltıyor. Ana ulaşım ve lojistik planlarında Kanal İstanbul yer almıyor. Planlarda yer almadığı için İstanbul ulaşımına etkisini kestirmek mümkün bile değil. 3. köprü yolundan, TEM'den, viyadükler... Bunu hayal bile etmek istemiyorum. Kanal çerçevesindeki konut alanları, ulaşım hatları yeni ulaşım taleplerinin doğması demektir. Yeni bağlantı köprülerine ihtiyaç duyulacak. Problemlerim boyutu belirsiz.

Proje ile Mahmutbey-Esenyurt gibi metro hatlarını da derinden etkiliyor. Biz metro getirmemiz gerekirken, bu iki metro hattını inşa etmek varken, trafikte milyonlara niye zulmü reva görüyorsunuz? DHMİ raporları da diyor bunu. DHMİ'nin 15 Mart 2018 tarihli dosyasıyla ilgili bakanlığa yazdığı yazıda, "Bu proje ile İstanbul havalimanın uçuşa açılması imkansız olacaktır. Tüm pistler kullanıma açıldığında günde 3 bin 500 uçak trafiği olacağı için Kanal İstanbul projesi uygun görülmemektedir" diyor.

Yorumlar