Cumhurbaşkanı Erdoğan Amerikan Türk Konseyi üyelerine konuştu

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD Ticaret Odası ve Amerikan Türk Konseyi Üyelerini Kabulünde konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan Amerikan Türk Konseyi üyelerine konuştu
Son Güncelleme: 7 Şubat 2019 Perşembe 19:27
7 Şubat 2019 Perşembe 18:54

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ABD Ticaret Odası ve Amerikan Türk Konseyi Üyelerini Kabulünde konuştu.

Erdoğan'ın konuşmasından satır başları şöyle:

- İlişkilerimizde zaman zaman görüş ayrılıklara dayalı iniş çıkışlar yaşasak da ortaklığımız pekçok zorluğun üstesinden gelmiştir. İkili ilişkilerimizde önümüze bakmak ve olumlu gündeme odaklanmak istiyoruz. Başkan Trump da bu konuda benimle aynı kanaati paylaşıyor. Ortak temelde ilişkileri kuvvetlenmeyi arzu ediyor. 5 Şubat'ta da Türkiye-ABD çalışma grubu toplantıları Washington'da yapıldı.

"Stratejik ortağımızın terör örgütleariyle böyle bir işe girmesini doğru bulmuyoruz"

- Suriye'de bölgede terör örgütlerinin istismar edeceği bir otorite boşluğu oluşturmaması son derece önemlidir. Türkiye, ABD'nin çekileceği alanlarda terörle mücadele sorumluluğunu devralmaya hazırdır. Bunu sayın Başkana 'DEAŞ'la mücadelede herhangi bir sorun varsa bunu terör örgütleriyle ortadan kaldırmayı düşünüyorsanız sıkıntılar yaşarsınız. Biz DEAŞ'ı burada sfırlarız. Yok ederiz. El Bab'da 3 bin DEAŞ'lıyı etkisiz hale getirdik. Stratejik ortağımızın terör örgütleariyle böyle bir işe girmesini doğru bulmuyoruz". Bunu kendilerine söyledim. Bu YPG-PYD ile yürütüldü. Bunun faturasının yıllar sonra ortaya çıkacağını ben de tahmin ediyorum.

"Bize tarih bunu öğretti"

- Cerablus'tan Afrin'e kadar farklı dinde, farklı inançta yaşayan insanlar huzur içinde. Türkiye olarak biz hepsine gönlümüzü açtık. Kobani hareketinde 300 bin Kobanili oradan Türkiye'ye göçtü. Biz bunları derdest etmedik. Bize sığınıyorsa biz bunları buradan derdest edemeyiz. Bize tarih bunu öğretti, medeniyetimiz bunu öğretti. Bunun yanında sağlık, eğitim, ticaret, güvenlik, tarıma kadar buradaki kardeşlerimiz şu anda hiçbir sıkıntıyla karşılaşmıyor. Sayın Trump'un özellikle bize 30-32 kilometrede terörle mücadele konusunda ortaya koyduğu plan, bizim de buna yönelik olumlu yaklaşımımız bir şeyin ifadesidir. O ifade edilen sınır veya bölge bir terör koridoruydu. Biz tabii ki bu terör koridorunda bize yapılacak herhangi bir saldırıya karşı her türlü tedbiri almak zorundaydık ve alıyoruz. Başta DEAŞ olmak üzere ülkemize, bölgemize ve dünyaya tehdit oluşturan tüm terör örgütleriyle mücadeleye kararlıyız.

"PKK ile mücadelemizi Kürtlerle mücadele gibi göstermeye çalışıyorlar"

- ABD'nin de aynı kanaati paylaştığını düşünüyorum. DEAŞ terör örgütünün bir başka terör örgütüyle ikame etmeye çalışan eski yönetim bakiyesi bazı kesimler baştan beri ülkemiz hakkında kara propaganda yapıyor. Türkiye'nin PKK-PYD-YPG ile mücadelesini Kürtler'le mücadeleymiş gibi göstermeye çalışıyor. Bugüne kadar benim partimde ve kabinemde Kürt bakan arkadaşlarım olmuştur. Bu bizim dinimizin de gereğidir. Öyle bir ayrımcılık yapamayız, yapamazsınız. Aslolan insan, ehliyet, liyakattir. Biz adımımızı buna göre atarız. Bizde ne Arap'ın beyaza ne beyazın Araba üstünlüğü yoktur. Bütün iftira kampanyaları maalesef sayın Trump'un kararının akabinde çok yoğunluk kazandı. Türkiye'nin ne Suriye ne de Irak Kürtleriyle bir sorunu olmamıştır. Onlara sahip çıkan ülke Türkiye olmuştur.

"Bu eli kanlı terör örgütü çocukları bile silahlandırıp cepheye sürülmüştür"

- Bu dönemde Irak'tan ülkemize sığınan Kürtler, Ezidiler var. Bunlara da kapımızı açtık. Bizim medeniyetimizin gereği de bu. Şu anda DEAŞ saldırılarından hem de PKK, PYD zulmünden kaçan Kürt kardeşlerimiz sadece ve sadece Türkiye'ye sığındılar. PYD-YPG'nin PKK terör örgütünün bir kolu olduğu en güncel ABD istihbarat raporlarında kayda geçmiştir. Bu eli kanlı terör örgütü çocukları bile silahlandırıp cepheye sürülmüştür. Terör örgütünü yerel halkla özdeşleştirmek Kürt kardeşlerimize yapılacak en büyük hakarettir. Bu katil sürülerine arka çıkılması, destek verilmesi, silah ve mühimmata boğulmasını anlamak mümkün değildir. Son dönemlerde 23 bin TIR ve kamyon Suriye'nin kuzeyindeki bu bölgede malum terör örgütüne bunlar getirilmiştir. Mühimmat, araç, gereç, silah vs. vardır. Bunlar kime geliyor? YPG'ye, PKK'ya geliyor. Yakalandıkları zaman bir bakıyoruz ki Amerika'nın silahları. Bunları terör örgütü olarak hala Amerika kabul edemedi.

"Bunca mülteciyi kendi topraklarımda ağırlamaktansa..."

- Dost acı söyler ama gerçeği söyler. ABD'li dostlarımızın bu gerçekleri kamuoyuna anlatmalarını rica ediyorum. Sayın Obama döneminde ben güvenli bölge ifadesini devamlı kullanmışımdır. Doğru söylüyorsun, yapalım denmiştir ama bu adım atılmamıştır. Bakıyorum ki, sayın Trump da, güvenli bölgeyi, tampon bölgeyi kullanmaya başladı. Tamam, atalım adımları, isabetli de olur. Eğer insani bir yaklaşım düşünüyorsak bu mültecilere kapılar açalım diyorsak gelin bu güvenli bölgelerde bunlara konteyner kentler oluşturalım. Bu kadar silah, mühimmat, bunları yapacağımıza bunlara bu tür imkanları sağlayalım. Kimler buralarda destek vereceklerse desteklerini verdi. Sayın Merkel bana çok ciddi rakamlardan bahsetti, verebilirim dedi. Bunca mülteciyi kendi topraklarımda ağırlamaktansa bu mülteciler bu konutlarda yaşasınlar dedi. Suudi Arabistan veliaht prensi de söylemişti ama şu ana kadar bir şey yok. AB verdiği sözü yerine getiremez.

Yorumlar