ABD'ye ne mesaj verildi?

Yazar Bülent Aydemir Barış Pınarı Harekatı’nın perde arkasını ve yapılan mutabakatların perde armasını yazdı.

ABD'ye ne mesaj verildi?
Son Güncelleme: 26 Ekim 2019 Cumartesi 08:48
26 Ekim 2019 Cumartesi 08:45

Habertürk Ankara Temsilcisi Bülent Aydemir, Barış Pınarı Harekâtı'nın perde arkasını ve sürece ilişkin yol haritalarını kaleme aldı.

Aydemir’in yazısı şöyle;

"Suriye'de denklemi değiştiren, kartların yeniden karılmasına yol açan ve belki de karşıdan yeni hamleler gelmesi sonucunu doğuracak Barış Pınarı Harekâtı; ABD ile Ankara, Rusya ile Soçi mutabakatlarının imzalanmasına kadar giden sürecin perde arkasında çok önemli detaylar ve kritik gelişmeler var. İşte, Barış Pınarı Harekâtı'nın perde arkası ve bundan sonraki sürece ilişkin yol haritaları:

Uluslararası bir sorun

Terör örgütü PKK meselesi daha önce de Irak'taki gelişmeler nedeniyle zaten uluslar arası bir sorunda ancak Suriye'deki gelişmeler PKK/YPG/PYD'yi de yerel bir sorun olmaktan çıkarıp uluslararası bir meseleye dönüştürdü. Daha doğrusu terör örgütünün uluslararası kabulü aleniyet kazandı. Suriye'deki gelişmeler terör örgütünün farklı ülkeler tarafından meşru görülmesine yol açtı. Bu meşruiyette, ABD'nin IŞİD'le olan mücadelesinde YPG/PKK'yı kullanmasının ve "İŞİD'le mücadele ediyorlar" imajının etkisi çok büyük.

YPG'yi kullanmak istiyorlar

Terör örgütü YPG ya da diğer adıyla SDG'nin ABD ve batı dünyasından aldığı destekle Rusya'dan aldığı destek farklı. ABD tarafından İsrail ya da Suudi Arabistan'ın talep ve desteğiyle kullanılan YPG'yi, Rusya da karşı tarafa kaptırmamak ve "onların yerine ben kullanayım" diyerek kullanma ihtiyacı duyuyor. İki durum da kötü ancak derecelendirildiğinde ABD'nin kullanımındaki terör örgütü, parçalı Suriye ve Türkiye için daha büyük tehdit. Çünkü Rusya, Suriye'nin toprak bütünlüğünü savunuyor. Rus federalizmi maliye, yargılama, ordu düzeni ve yasamada merkeziyetçiliği ABD ise bu dört parametrenin yerel unsurlarla paylaşımını destekliyor. Burada geleceğe yönelik bir risk var: Rusya ve Esad, YPG'yi İdlib'deki gelişmelere ve ÖSO'yu bahane ederek Türkiye'ye karşı kullanmayı deneyebilir. Bu, kötü senaryo...

Yeni Rusya ve rejimin, Fırat'ın doğusu için "Siz ÖSO'yu destekliyorsanız, biz de PKK'yı destekleriz" pazarlığına girmemeleri gerekiyor. ABD'nin başını çektiği batının koruma kollamasında terör örgütü her geçen gün daha fazla kurumsallaşıyordu. Ruslar ve Rejim bölgeye daha fazla hakim olduklarında böyle olmayacak. Soçi mutabakatı, PKK'nın çekilmemesi veya saldırması durumunda karşılık verilmesini öngörüyor ve burada ABD'ninki gibi bir koruma kollama da yok.

Rejim ne yapar?

Bir kere 60 bin kişilik eğitimli/donanımlı kuvvetli bir heyulaya dönüştürülen terör örgütünün Barış Pınarı'nda karizması/sarsılmazlığı gitti. Bazı noktalarda militanlarında çözülme yaşandı; kalıp çatışanlar öldürüldü. Örgütü destekleyenlerin öngördüğü, "sert mukavemet edecekler/TSK'ya ağır zayiat verdirecekler" tezi de çöktü. PKK/YPG askeri olarak TSK-ÖSO'dan çok ağır darbe aldı.

Önümüzdeki süreçte Esad Rejimi ne yapar? Öncelikle Esad, gücü belli bir noktaya gelene kadar belki YPG ile ters düşmemeyi tercih edecektir ancak günün sonunda Rejimin, PKK'ya mümkün olanın en azını vermeyi, iktidarına ortak olunmasına izin vermemesi öngörülebilir. Sonuç olarak Esad, topraklarının bölünmesine, gücünü paylaşmaya rıza göstermeyecektir.

Hedef geliştirme

Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı Harekatları'nda olmayan ya da bu geliştirilmemiş bir şey vardı Barış Pınarı'nda. Uzun süre operasyona hazırlık yapıldığı doğru ancak Hedef Geliştirme kavramının önemi ilk kez bu operasyonda neredeyse hatasız şekilde görüldü. Tek bir sivile zarar verilmediği gibi hedefler, tam isabet vuruldu. Mehmetçiğe saldırmak üzere toplanan teröristler, sıcak temasa fırsat verilmeden vuruldu; yani yol temizliği yapıldı. En küçük hedeflere kadar istihbarat destekli Hedef Geliştirme yapıldı.

MİT Başkanlığı'nın da operasyona 12 bin 500 ÖSO üyesi ile çok büyük katkısı oldu. Bunların 2 bin 500'ü Münbiç kırsalı, 5 bini Tel Abyad, 5 bini ise Resulayn için görev üstlendi. Kuzey Irak hattında görev yapan İHA ve SİHA'lar operasyon için Suriye harekat alanına çekildi. Hedeflerin yarıya yakını bunlar tarafından imha edildi. Büyük hedeflerde ise F-16'lar sahneye çıktı. Ayrıca nitelikli teknik istihbarat ve humint yani insan istihbaratının büyük katkısı oldu.

ABD bilgi sızdırdı

Harekat başladığı anda, PKK/YPG ile işbirliği tescillenmiş olan ABD'nin birkaç kez terör örgütüne operasyonel bilgi sızdırdığı saptandı. Terörist dinlemelerine takıldı bu durum. Bazı operasyonel hamlelerin, Genelkurmay ya da Milli Savunma Bakanlığı tarafından muhataplarına iletilmesi gerekiyordu. Bu bilgilerin öncesinde PKK'ya verildiği saptanınca, harekatın selahiyeti açısından bazı önlemler alındı. ABD'liler, TSK'nın çok zayiat vereceklerini öngörüyordu ama böyle olmadı. Harekat bölgesine ilerlemek için toplanan terörist gruplar keşif uçuşlarıyla ve istihbari araçlarla tespit edilip önceden imha edildi. Terör örgütü PKK ve ABD, TSK'yı ve diğer birimleri Kuzey Irak'taki operasyonlar çerçevesinde değerlendirdi ancak son dönemde kazanılan yetenekler başta YPG'yi ve sahadaki diğer unsurları adeta şok etti.

Rakka-Deyrizor hattı

Operasyon bölgesi olan Tel Abyad'dan çıkan PKK'lılar Kobani'ye, Resulayn'dan kaçanlar ise Derbesiye ve Kamışlı'ya gitti. Önemli bir bölümü ise ağır silahlarıyla birlikte Rakka-Deyrizor hattına çekilmişti. SDG, buradaki petrol üretim tesislerini ve kuyuları tutuyor. ABD askeri de burada. Aşağıda ABD, yukarıda ise Ruslar ve Rejim terör örgütü ile muhatap olacak. Öngörülen, hem Rusların hem de ABD'nin YPG ile çalışmak isteyeceği ancak bunun ölçüsü ve çerçevesini şu anda kestirmek güç. ABD'nin müesses nizamı ve bazı Kongre üyeleri YPG'ye kendini borçlu hissediyor ve korunup kollanması gerektiğini savunuyor.

Trump ise dosyayı kapatma niyetinde. Bu konuda ABD yerleşik nizamı ile Trump arasında görüş ayrılığı bulunuyor. İsrail ve Suud'un beklentilerini de göz önünde bulundursak, YPG/PKK'nın bir süre daha petrol kuyularına bekçilik yapacakları, buraları Rejime ya da İran'a kaptırmayacakları öngörülebilir. ABD, YPG ile yürüteceği bu operasyonun maliyetini de bu petrol gelirlerinden karşılamayı planlıyor anlaşılan. Buradaki üssünü de boşaltmayan ABD, Irak geçişlerini buradan sağlamayı ve Suriye coğrafyasında ayağını yere basacağı bir bölge istiyor. Ağırlıklı Arap nüfusun yaşadığı bu bölgede terör örgütü de SDG içindeki Sünni Arapları kullanma arayışında...

ABD içindeki tartışma ve mücadeleler, SDG'nin geleceğini de belirleyecek gibi görünüyor. ABD Kongresi'ndeki ve yönetimdeki Evangelistler, Trump'ın olmadığı kadar ideolojik ve katı bir tutum sergiliyor.

30 kilometre ilanı

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın bütün dünyaya ilan ettiği 30 kilometrelik güvenli bölge önce Barış Pınarı Askeri Harekâtı, ardından ABD ile Ankara Rusya ile Soçi mutabakatlarıyla, bu iki küresel güç tarafından taahhüt altına alınmış oldu. Bütün PKK/YPG'lilerin öldürülemeyeceği düşünülerek buradaki iradenin yok edilmesi amaçlandı. Daha açık ifadeyle 30 kilometre sınır hattında Türkiye'yi yok etmeye ve toprak koparmaya ant içmiş bir terör örgütünün bulunmaması sağlandı. Buradaki iradenin Kandil'den alınıp Suriye'ye verilmesi, Rejimin orada hakim olup PKK'nın yerleşip palazlanmasına izin vermemesiyle bu mücadele tam anlamıyla başarıya ulaşmış olacak. Terör koridoru riski önlendi ancak Rojawa hayali ve tehlikesi henüz tam manasıyla bitmiş değil.

Putin ne dedi?

Soçi'deki zirvede 6.5 saat süren çetin bir pazarlık ve müzakere süreci yaşandı. Türkiye'nin Barış Pınarı Harekatı ile ABD'yi bölgeden çıkmaya zorlaması Soçi'de çok farklı bir hava estirdi. Ruslar, bunun nasıl olduğuna görüşmeler sırasında dahi inanamıyordu. Türkiye ile stratejik hedeflere doğru ilerleyen yeni işbirliği fırsatları için Putin, "Yeni bir ruhla bu işi yapacağız" ifadesini kullandı. 60 bin SDG'li tehdidi bitti mi? Tabii ki hayır... Bir bölümü çözülüp kaçtı, bir bölümü kalıp ölmeyi tercih etti ancak önemli bir kısmı da güneye çekilerek orada uygun ortamı ve kimin aparatı olacakları beklemeye başladı.

Rejimle teması kim sağlayacak?

Gelinen noktada Adana Mutabakatı ve Rejimle görüşme Türküleri söylenmeye başlandı. Öncelikle şunu söyleyelim; Türkiye'nin Suriye'de yürüttüğü operasyon Adana mutabakatının çok çok ilerisinde. Adana mutabakatını merkeze yerleştirmek doğru değil ancak ileride bir meşruiyet tartışması yaşanırsa Adana mutabakatı bu konuda referans olabilir. Rejimle kim görüşecek kısmına gelince rejimle en üst seviyede istihbarat başkanının görüşmesi dışında görüşme yok. En üst seviyede stratejik görüşmeler yapılıyor ancak tek merkezden... Genel yaklaşım; devletten devlete görüşme. Şahıslar üzerinden bir süreç yürütülmüyor.

Kaybeden terör örgütü YPG

Günün sonunda en çok kaybeden kim? diye bir değerlendirme yapıldığında, hiç şüphesiz yanıt; terör örgütü YPG olur. Fransa, Almanya, İtalya, Hollanda ve diğerlerinden oluşan az sayıdaki koalisyon askeri de operasyonla birlikte çantalarını alıp bölgeden ayrıldı. ABD'nin Suriye için özel olarak meşrulaştırmaya çalıştığı, ABD'den sonra Rusya'nın da görüştüğü, "Mazlum Kobani" kod adlı terörist elebaşına ayrı bir başlık açarsak, Ferhat Abdi Şahin adlı bu terörist ile Kandil kadrosu arasında bir kopuş yaşanıyor. Örgütün talimatlarını yerine getirmekten ziyade başına buyruk hareket eden bu terörist başı ile ABD ve Rusya'nın önümüzdeki süreçte de görüşeceklerini kestirmek hiç de zor değil.

ABD'ye ne mesaj verildi?

Soçi'den önce Ankara mutabakatının imzalandığı ABD'ye çok kesin ve net mesajlar verildi. YPG ile çalışmaktan vazgeçmesi ve Türkiye gibi bir NATO üyesi ile çalışmasının daha doğru olacağı vurgulandı. Türkiye'nin, "Hem bizi hem YPG'yi memnun etmeye çalışıyorsunuz. Bunu kabul edemeyiz" mesajı Trump'a kadar iletildi. Ankara'daki görüşmelerde sürekli YPG'lilerin güvenliğini öne süren ABD'lilere, "Bir iki cümle de bizim güvenlik endişemiz için söyleyin" diye tepki gösterildi.

Soçi mutabakatı gereği Rusya ve Rejim, PKK/YPG'yi koridordan çıkarmayı başarabilirlerse, teröristlerin Haseke, Derbesiye hattına, Cezire bölgesine çekilmeleri öngörülüyor. Resulayn-Tel Abyad operasyon bölgesinden çıkış hakkı verilenler de 30 kilometrenin güneyine indiler. Ruslar, YPG'lileri çıkarmayı başarabilecekler mi? Onların sorumluluğunda. Çıkmazlarsa Türkiye tekrar operasyona girişebilir. Ruslar, YPG'yi, Türkiye ile korkutuyor. Dimitri Peskov, "Çıkmazsanız TSK, sizi silindir gibi ezer" demişti.

Yeni hamleler olabilir

Türkiye'nin Barış Pınarı ve ardından imzalanan mutabakatlarla denklemi değiştirdiği, oyunu bozduğu kesin ancak dinamik bu süreçte Türkiye'nin hamlesiyle birlikte kartların yeniden karılıp dağıtılması ve karşı tarafın yeni hamleler yapması mümkün. Türkiye'nin kararlılığını bozmaması ve tutarlı bir şekilde mücadelesine devam etmesi şart. PKK terörü nedeniyle Suriye coğrafyasına giren Türkiye, Fırat'ın batısından sonra Tel Abyad-Resulyn hattıyla artık Fırat'ın doğusunda da var.

Önümüzdeki sürece ilişkin risk değerlendirmeleri de göz ardı edilmiyor. Halep ve Lazkiye'de baskı yiyen Rusya-Esad, bunu azaltmak için İdlib'i ve buradaki HTŞ'yi bahane edip sert müdahalede bulunabilir. Bu noktada meselesinin krize dönüşmesi de mümkün. Hem göçmen hareketi hem de Türk askerinin varlığı nedeniyle sıkıntılar yaşanabilir. O zaman Soçi mutabakatı da riske girebilir. Bir başka sıkıntılı alan da Cenevre süreci. Soçi mutabakatı basın toplantısında Kürtler'in hakları ve temsiliyetinden söz eden Putin, Cenevre'de bu meseleyi masaya getirebilir. ABD'nin de böyle bir niyeti var. Bu noktada dikkatli olmak gerekir...

Rusya-Esad yeni komşu

Rus hava üssünün bulunduğu Kamışlı merkezi Soçi mutabakatı dışında. Türkiye'nin operasyonlarıyla ABD'nin çıkarılmasından çok etkilenen Ruslar ve Rejim için şimdi alan hakimiyetini sağlama zamanı. Artık Ruslar ve Rejim, sahada PKK ile doğrudan muhataplar.

Bundan sonra Fırat'ın doğusundaki, 30 kilometre derinliğe kadar olan sahayla ilgili meseleler Ruslarla konuşulacak; kavgalar Ruslarla yapılacak. Terör örgütünün Suriye'deki kaderini de ABD'den daha çok Ruslar çizecek gibi görünüyor. Bugüne kadar, "Uluslararası sistem Türkiye'yi sıkıştıracak, biz de hareket alanı bulacağız" diyen terör örgütü de şimdi alanda Rusya ve Rejim ile muhatap olacaklar. Bu, Rusya ve Esad açısından yönetilmesi kolay bir süreç olmayacak. Çünkü artık sahada ve diplomaside öncekinden çok daha kararlı, etkili bir Türkiye var ve bu terör mekanizmasını yeniden üreten araçlar bir bir ellerinden alınıyor...”

Yorumlar