Kılıçdaroğlu: 5 temel sorunumuz var, dört ayaklı bir stratejiyle bunları aşacağız

CHP lideri Kılıçdaroğlu, Kaftancıoğlu'nun tek aday olduğu İstanbul İl Başkanlığı 37. Olağan İl Kongresi'nde konuştu. Türkiye'nin 5 temel sorunu olduğunu, bunların da 4 ayaklı stratejiyle aşılacağını belirtti.

Kılıçdaroğlu: 5 temel sorunumuz var, dört ayaklı bir stratejiyle bunları aşacağız
Son Güncelleme: 9 Şubat 2020 Pazar 13:59
9 Şubat 2020 Pazar 13:52

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin İstanbul il kongresinde yaptığı konuşmada Türkiye'nin 5 temel sorunu ve bunlar için çözüm önerilerini sıraladı. Ana muhalefet partisi lideri, ülkenin en öncelikli sorunları listesinde ekonomiyi 5; demokrasiyi birinci sırada saydı. İşte Kılıçdaroğlu'nun kürsüden detaylandırdığı tespitleri:

Demokrasi

"Birincisi demokrasi. Bugün yaşadığımız en temel sorunlardan biri demokrasi. Düşüncesini açıkladı diye insanlar hapse atılamaz. Üniversitelerde hertürlü düşünce özgürce konuşulabilmeli. Medya bağımsız olmalı."

Eğitim

"Bir kuşağı yok ettiğimizin kaç kişi farkında acaba? Her bakana göre eğitim sisteminin değiştiğinin kaç kişi farkında. Eğitimin çıta atlattığını kaç kişi biliyor. Hiçbir anne ve baba okula gönderdiği çocuğunun eğitiminden memnun değilse bunu dillendirmeliyiz."

Dış politika

"Dış politika bugün bireyse kin ve öfkeye dönüştü. Barışı değil savaşı önceleyen bir dış politika. Bunun sonuçlarını 82 milyon beraber yaşıyoruz. 1 milyon Suriyeli daha gelecek. Onların yanında eli silah tutan terörist gruplar da gelecek. Asıl karmaşayı o zaman yaşayacağız. Dış politikanın yanlış olduğunu anlatacağız."

Toplumsal barış

 "Hiçkimsenin inancından dolayı ötekileştirilmesini istemiyoruz ama hiçkimse inancını, kimliğini kullanarak siyaset yapmamalıdır. İnanç Allah ile kul arasındadır, kimse bu alana müdahale edemez. Yaşam tarzına hepimizin saygı duyması lazım."

Ekonomi

"İki gün önce Hatay'da valilik binasının önünde kendisini yakan vatandaşı gördük. İşsizim, çocuklarım aç diyor ve kendini yakıyor. İnsan olan hiçkimse bu duruma kayıtsız kalamaz. Hala iktidar kanadından olup bu olayı ucuz siyasi manevra olarak nitelendiren bir kadının insanlığını yitirmesine üzülüyorum. Nasıl oluyor da insanlığımızı unuttuk?

Türkiye üretmelidir. Fabrikada, tarlada, üniversitelerde üretmelidir Türkiye. Yozgat'ın kokulu mercimeği varken, biz gidip dışarıdan mercimek ithal ediyorsak durup düşünmemiz lazım. Her şeyimiz var, olmayan halkı düşünen siyasi irade. Halkı düşünen iradeyi inşa edeceğiz. Türkiye her alanda üretecek."

Kılıçdaroğlu'nun açıklamaları ise şöyle:

Demokrasinin ağır yaralar aldığını görüyoruz. Bizlere düşen bir görev var. Bireysel beklentilerin tamamen ötesine çıkmak zorundayız. Her birimize düşen fedakârlık vardır. Özveriyle yola çıktık. Başarıyı özveriyle yakalayacağız. Hiç kimse unutmasın yüzyıl önce yolumuz nasıl Mustafa Kemal'in arkadaşlarıysa bundan sonra da öyledir. Yüzyıl sonra bize yakışan cumhuriyeti demokrasiyle taçlandırmak. Önümüzdeki süreç iktidar.

Sorunları iyi belirleyeceğiz ki geleceği onun üzerine inşa edebilelim. Türkiye’nin 5 temel sorunu vardır. Önce sorunları dile getireceğiz ardından sorunları dile getireceğiz. Sorunların birincisi demokrasi. Demokrasi dediğimiz olguyu kendi iş dünyamızda da oluşturmalıyız. İkinci temel sorun ise eğitimdir. Bir kuşağı yok ettiğimizin kaç kişi farkında. Bize düşen görev bunları anlatmaktır. Eğer hiçbir anne ve baba okula gönderdiği çocuğunun eğitimden memnun değilse hepimiz bunu dillendirmelidir. Üçüncü sorun dış politika.Dördüncü sorun toplumsal barış. Hiç kimsenin kimliğinden ötürü ötekileştirilmesini istemiyoruz.

(AK Parti Belediye Meclis Üyesi Selma Gökçen'in Hatay Valiliği önünde "Çocuklarım aç, işsizim" diyerek kendini yakarak intihar eden baba için 'ucuz siyasi manevra' demesi) Beşinci büyük sorunumuz ekonomi. Daha iki gün önce Hatay'da valilik binası önünde kendini yakan vatandaş. Çaresizliği kendisini yakarak soruna dikkat çekmek isteyen bir insanın yaşadığı drama insan olan hiçkimse kayıtsız kalamaz. Evlat nedir biliyor mu acaba, anne- baba nedir biliyor mu acaba? Hepimizin sonunda bir vicdan taşıdığını bilmemiz gerekiyor. Nasıl oldu da kendisini yakan bir vatandaşa karşı bu kadar kayıtsız kalabildik? Onlarca kişi var bu şekilde davranan, açlığını-işsizliğini duyurmaya çalışan. Asıl soru şu: Bu sorunu nasıl çözeceğiz?

Bu sorunları 4 ayaklı stratejiyle aşacağız: Bu ülkeye gerçek anlamda demokrasiyi getireceğiz. Bu konuda kararlıyız. Kanada'da, AB'de, Güney Kore'de, Japonya'da ne varsa getireceğiz. Üniversitelerde her türlü düşünce özgürce tartışılacak. Her türlü düşüncenin özgürce tartışmak zorundayız. Büyümek, gelişmek istiyorsanız demokrasinizi geliştireceksiniz. Demokratik parlamenter sistemi yeniden inşa edeceğiz. Darbe hukukundan arınmış bir sistemden bahsediyorum.

Üreten Türkiye. Türkiye fabrikada, tarlada, üniversitelerde, her alanda üretim yapmalıyız. Üretimi her alanda yapmak zorundayız. Üreticinin önündeki bütün engelleri kaldırmak zorundayız. Ürettiği zaman alınterinin değerini bilecektir, saygınlık kazanacaktır. Biz dışarıdan mercimek ithal ediyorsak hepimizin oturup düşünmesi lazım. Ne gerekçeyle ithal ediyoruz? Bu iradeyi inşallah beraber inşa edeceğiz.

Liyakat sisteminin egemen kılınması gerekiyor. Devlet ayrıdır, siyasi kurum ayrıdır. Siyasi partilerle devletin yapılanması arasında çok farklıdır. Bakan olmanız için iyi hâl kâğıdı ve ilkokul diploması. Devleti ayakta tutan liyakattır. Yoksa devlet içten içe çökmeye başlar. Biz neden adalet, hak, hukuk diyoruz, temel neden bu. Türkiye'nin temel sorunlarını belirleyen ve çözüm üreten tek parti CHP. Lafla peynir gemisinin yürümeyeceğini biliyoruz. Önümüzdeki süreç sadece bizim için değil Türkiye için önemlidir. Kimse yarın sabah ne olacağını bilmiyor. Geleceğe yönelik doğru dürüst bir hesap milletin önüne konulmuş değil. Bütün bunları yeniden değerlendirmek zorundayız. Bize oy versin vermesin, herkese ulaşmak zorundayız. Millet İttifakı aslında demokrasi ittifakıdır. Toplum ikiye bölünmüş durumda. Demokrasiden yana olanların ortak davranması gerekiyor.

Dış politikada cumhuriyetin kuruluşunda öngörülen bakış egemen olmalı. Hiçbir egemen güç ateşi elleriyle tutmak istemez, maşa tutarlar. 'Suriye'ye gir' derler. Aklı olan, dünyayı iyi okuyan, geleceği iyi okuyan birisi zaten egemen güçlerin taşeronluğunu yapmaz. Hepimize düşen görevler var. Eleştirmekten korkan insanlar var.

Bir fedakârlık gerekiyorsa o ilk CHP'lilere düşer. Adalet Yürüyüşü'nün her kesimden karşılığını aldık. Hedef cumhuriyetimizi demokrasiyle taçlandırmak. En çok tartışılan İBB seçimleri oldu. Bütün dünyaya 'Dikta yönetimine rağmen bu ülkenin insanları diktatörü sandıkta yendi' mesajını verdik.

Türkiye şu an freni patlamış kamyon gibi yokuş aşağı gidiyor. Kimse yarın sabah ne olacağını bilmiyor. Nasıl bir trajedi ile karşılaşacağımızı kimse bilmiyor. Yılların Devlet Planlama Teşkilatı dahi kapandı. Bize oy versin veya vermesin herkese ulaşmak zorundayız. Toplum arasında ayrıştırma, bölme gibi bir lüksümüz yok. Millet ittifakı aslında bir demokrasi ittifakıdır. Toplum ikiye bölünmüş durumda. Demokrasiden yana olanlar, tek adam rejiminden yana olanlar.

Yenikapı Meydanı'ndaki Büyük Kudüs Mitingi'ne de gideceğim. Filistin'de bizim devrimci gençlerin de mezarları var.

Yorumlar