Trump döneminde vize iptalleri patladı!
ABD Başkanı Donald Trump’ın ikinci döneminin ilk yılında göç politikalarındaki sertleşmeyle birlikte öğrenci ve uzman işçi vizeleri başta olmak üzere 100 binden fazla vize iptal edilirken, iptallerin 2024’e göre yüzde 150’den fazla arttığı açıklandı.
ABD Dışişleri Bakanlığı’nın paylaştığı verilere göre, Trump yönetiminin 2025 yılında yürürlüğe koyduğu sıkı denetim politikaları kapsamında 100 bini aşkın vize geçersiz sayıldı. İptallerin, eski Başkan Joe Biden döneminin son yılına kıyasla iki katından fazla artış gösterdiği belirtildi.
Bakanlık açıklamasında, iptal edilen vizeler arasında yaklaşık 8 bin öğrenci vizesi ile 2 bin 500 “uzman işçilik” vizesinin bulunduğu kaydedildi. Vizeleri iptal edilen kişilerin büyük bölümünün vize sürelerini aştığı, bir kısmının ise kolluk kuvvetleriyle karşı karşıya gelerek adli sürece konu olduğu ifade edildi.
Yetkililer, yasal statüsünü kaybeden uzman işçilerin yaklaşık yüzde 50’sinin alkollü araç kullanma, yüzde 30’unun saldırı ve darp, kalan yüzde 20’sinin ise hırsızlık, çocuk istismarı, uyuşturucu suçları ve dolandırıcılık gibi gerekçelerle işlem gördüğünü bildirdi. Öğrenci vizelerinin iptalinde de benzer şekilde adli vakaların etkili olduğu vurgulandı.
ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Tommy Pigott, “Trump yönetiminin en yüksek önceliği Amerikan vatandaşlarının güvenliğini sağlamak ve ulusal egemenliği korumaktır. Kamu güvenliği veya ulusal güvenlik açısından risk oluşturan yabancı uyruklulara karşı kararlılıkla hareket edilmektedir” açıklamasını yaptı.
Vize iptalleri, Trump’ın göreve başladığı ilk gün imzaladığı ve yabancıların vize başvuruları ile mevcut statülerinin daha sıkı incelenmesini öngören başkanlık kararnamesinin ardından hız kazandı. Ağustos 2025’te yönetim, ABD’de bulunan yaklaşık 55 milyon vize sahibinin durumunun kapsamlı biçimde gözden geçirileceğini duyurmuştu.
Trump yönetimi, bu adımların “yasadışı göçle mücadele” ve “kamu güvenliğini sağlama” amacı taşıdığını savunurken, eleştirmenler ise uygulamaların üniversitelerde beyin göçünü hızlandırabileceği ve iş gücü piyasasında olumsuz sonuçlar doğurabileceği uyarısında bulunuyor.